Sait Faik deyince aklımıza hep deniz, martılar, ağ atan balıkçılar ve Burgazada gelir. Ama usta yazar, Kumpanya ile rotayı bambaşka bir yere; tuluat (doğaçlama) tiyatrosunun çilekeş emekçilerine, yokluk içinde bir kumpanya kurmak için çırpınan "küçük insanların" dünyasına çeviriyor.
Saffet Ferit, Kör Halit ve diğerleri… Yokluk içinde sanata tutunma çabaları, kendi aralarındaki kıskançlıklar, umutsuz aşklar ve o meşhur "yaşama sevinci"... Sait Faik yine yapacağını yapıyor; karakterlerini uzaktan yargılamadan, onları tüm zaaflarıyla ve çelişkileriyle öyle şefkatli kucaklıyor ki, okurken o çadırın içindeki soğuğu, çaresizliği ve her şeye rağmen yeşeren umudu aynı anda hissediyorsunuz.
Kitapta Kumpanya dışında iki uzun öykü daha var: Kriz ve Gauthar Cambazhanesi. Özellikle Gauthar Cambazhanesi'nde, İsolde adlı bir trapezci kıza aynı anda vurulan iki dostun hikâyesi üzerinden dostluk ve aşk çelişkisi muazzam bir alt metinle işlenmiş.
Sait Faik bu eserinde bize sessizce şunu fısıldıyor gibi: "Para hiçbir zaman insanı adam etmezdi..."
Edebiyatımızın bu büyük kaleminden, sahne arkasının hüznünü, tutkusunu ve insanın en çıplak, en kırılgan hallerini okumak isteyenler için harika bir durak. Klasik edebiyatımızın bu gizli kalmış cevheri, insan doğasını anlama çabasında olan her okurun kütüphanesinde mutlaka olmalı.