Gönderi

Bir Kitabı Değil, Kendini Okumak
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 19:01
Bu kitabı okumadan önce, yalnızca genel hatlarına baktığımda bile içinde bana değecek bir şeyler olduğunu hissetmiştim. Okuduktan sonra da bunu farklı bir yerden doğruladım. Hikâye örgüsünü çok sevdiğimi söyleyemem. Karakterlerle her zaman güçlü bir bağ kurabildiğimi ya da onların duygularını tamamen hissedebildiğimi de söyleyemem. Ama bazı anlatıcıların sorgulamaları, bazı duygu durumları ve hayata bakışları beni durup düşünmeye zorladı. Kendi hayatımla bağlantılar kurdum, bazı şeyleri yeniden değerlendirdim. Sonunda bir okur olarak bir kez daha şunu fark ettim: Bazen bir kitap sizi hikâyesiyle büyülemez, karakterleriyle sarsmaz, hatta "harika bir kitaptı" dedirtmez. Ama düşüncelerinizi hiç beklemediğiniz yönlere çekerek zihninizde yeni kapılar açar. Ve bazen bir kitabın bıraktığı en değerli iz de tam olarak budur. Kitap beş öyküden oluşuyor. İlginç olan şu ki, yukarıdaki notu kitabın henüz ikinci öyküsünü bitirdiğimde almıştım. O sırada hissettiğim şey, kitap bittiğinde yalnızca doğrulanmadı; diğer öykülerle birlikte çok daha anlamlı bir yere oturdu. Çünkü bu öykülerde karakterlerin bazen gelişigüzel söylediği bir cümle, insanın hayat boyu peşinden koştuğu bir soruya, bir arayışa ya da bir motivasyona dokunabiliyor. Hayatın içindeki sıradan anlar nasıl bazen yıllarca unutamayacağımız anlamlar kazanıyorsa, bu öyküler de aynı şeyi yapıyor. Büyük olayların, şaşırtıcı kurguların ya da dramatik kırılmaların peşine düşmek yerine son derece sade akıyor. Fakat tam da bu sadeliğin içinde okuru hazırlıksız yakalayan düşünceler bırakıyor. Kitabı bitirdiğimde yazarın aslında yalnızca beş öykü anlatmadığını düşündüm. Bir bakıma okurluk üzerine de konuşuyordu. Çünkü herkes aynı kitabı okumuyor. Aynı sayfalara bakıyoruz belki ama herkes kendi hayatını, kendi eksikliğini, kendi arayışını okuyor. Bazı insanlar kitaplarda yalnızca hikâye arar ve hikâye bitince kitabı kapatır. Bazıları metni parçalarına ayırıp çözümlediğinde her şeyi anladığını sanır. Oysa insanın kendisini anlaması, bir metni anlamasından çok daha zordur. Bazen bir kitabı gerçekten okuyabilmek için önce kendini okumayı öğrenmek gerekir. Belki de aradığın şeyi okudun geçtin! Yazarın kitaplar ve şiirler üzerinden hissettirdiği şey de tam olarak buydu. İnsan bazen bir kitabın içinde ne aradığını bilmeden dolaşır. Bir kitap ona ne aradığını gösterir. Başka bir kitap ise aradığı şeyi buldurur. Bu yüzden okunan metin kadar, onu okuyan insan da önemlidir. Ve aynı şekilde kitapları okur gibi insanları da okuyabileceğimizi düşünüyorum. Okudukları kitaplar üzerinden aynı duyguyu hissedip hissedemeyeceğimizi, dünyaya benzer yerlerden bakıp bakmadığımızı anlayabiliriz. Bunun için en sevdiği kitabın hangisi olduğu da çok önemli değildir. Bir hikâyede en çok nereyi sevdiği, hangi cümleye takıldığı, nereyi görüp nereyi es geçtiği daha çok şey anlatır. İnsanlar bazen kendilerini anlattıkları gibi değil; bir hikâyede nerede durduklarıyla, hangi cümlenin içinde kaybolduklarıyla, hangi karaktere yaklaştıklarıyla kendilerini ele verirler. Bence bir insanın dünyaya nasıl baktığını anlamanın en güzel yollarından biri, onun hangi satırlarda kendini bulduğunu görmektir. Ve sanırım bu beş öykünün ortak gücü burada yatıyor. Birbirleriyle görünmez bağlarla bağlı, sade ama derin beş öykü... Hikâyeden fazlasını arayanlar için. Anlayabilenler için.
Duygu ve Düşünce
Aradığın Şey Kütüphanede SaklıMichiko Aoyama · Domingo Yayınevi · 20244,666 okunma
·
8 +1'leme
·
2.757 Gösterim
8 Yorum
👏👏"Kitapları okur gibi insanları da okuyabilmek" düşüncenize katılıyorum.Ve eklemek istiyorum.Şiir gibi,roman gibi insanları karşımıza çıkarsın Rabbim.Dizelerinde,olay kurgusunda nasıl aktığımızı hiç anlamadığımız.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Ne güzel söylediniz 🌿 Ben de buna tüm kalbimle katılıyorum. Şiir gibi insanlara, roman gibi insanlara denk gelmek büyük bir şans. Sayfalarını çevirdikçe yeni bir şey keşfettiğimiz, bazı cümlelerinde durup düşündüğümüz, bazı bölümlerinde kendimizi bulduğumuz insanlar... Ve sanırım en güzeli de şu; son sayfasına geldiğimizde bile etkisi bitmeyen insanlar😊🙏
Yeni bir yazar yeni bir kitap için seni ve incelemelerini takip etsek yeter sanki Alper TurgayAlper Turgay güzel bir inceleme olmuş yine her zaman ki gibi muhteşem 🤗🤗 insanın içinde ki okuma şevkini arttırıyor senin incelemelerin 🤗💙 9 u kaçırmamışsın yine....😉😉
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
☺️ teşekkürler 🙏, o zaman listeye dahil edelim lütfen. Bayramda her şeyi kaçırıyorum, ama onu da değiştireceğim 🫢
Harika bir kitaptı 🥰
Japon edebiyyatı iyi anlamda hep bir tık üstde. Hırs yok, amma insanı kendiyle yüzleştiren insani olaylar var. Aslında pek fazla da okumadım japon edebiyyatı amma okuduklarımdan ve burda gördüğüm incelemelerden bu kanıya vardım.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Əliyeva GünayƏliyeva Günay Yazar tüm keşkeleri düşünmüştür ben o kısma okuduğum kitaplarda hiç takılmadım anlamaya çalıştım sadece bana ne kadar, sorgulamam gerekeni sorgularım, çözmem gerekeni çözüp hayatıma ne kattığına bakarım.
Bu kitabı bir arkadaşım önerdi, ilk yirmi sayfayı okudum ve ne anlattığını anlamadım. Sonra tekrar şans verebilirim. Bazı kitaplarla zor bağ kuruyoruz ama bunun bile bir cevabı varmış. 10 verdiğinize göre var bir mucizesi ☺
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Bir mucizesi yok, ben öyle okudum sadece☺️
Reklam
Nasıl da güzel vurgulamışsınız " Aynı sayfalara bakıyoruz belki amma herkes kendi hayatını, kendi eksikliğini, kendi arayışını okuyor."
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Farkındaysa tabi ki👍
Yine mükemmel bir inceleme olmuş hocam kaleminize sağlık :)
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
☺️ teşekkürler 🙏
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.