Şimdi gelin, Yahya Kemal'in, ezanın yasak olduğu dönemde yazdığı "Ezan-ı Muhammedi" isimli şiirini okuyalım... Yahya Kemal bu görkemli mısraları, 1942 yılında, ezansız bir Türkiye'de yayınladı. Bu yüzden de şairin başı tek parti (CHP) yönetimi ile derde girdi. Çünkü CHP 1932 yılında ezanı Türkçe-leştirmiş, ezanın Muhammedî kimliğini nisyana (unutulmaya) terk etmişdi. Unutulsun istiyordu. Halbuki Yahya Kemal, Ezan-ı Muhammedî'yi asıl kimliğiyle kudretli mısralarda vurguluyor, "Gök nura garkolur nice yüzbin minareden" mısraını okuyan her Müslüman'ın yüreği ürperiyordu.
Sayfa 114
Alıntı
··
265 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ezanın Muhammed'i kimliğini şu an anlayan kaç kişi var acaba?
Zehra
Gönderi Sahibi
DIFFERENT Ezan sadece bir çağrı değil, bir aidiyet beyanıdır. Kelimelerin ötesindeki o manevi kimliği kavramak, sadece kulakla değil, kalp ile dinlemeyi gerektiriyor
Zehra
Gönderi Sahibi
“Emr-i bülendsin ey Ezan-ı Muhammedi, Kâfi değil sadâna Cihan-ı Muhammedi… Sultan Selim-i Evvel’i râm etmeyip ecel, Fethetmeliydi âlemi Şan-ı Muhammedi. Gök nura garkolur nice yüzbin minareden, Şehbal açınca Ruh-u Revan-ı Muhammedi… Ervah cümleten görür Allah-ü Ekber’i, Akseyleyince arşa, Lisan-ı Muhammedi.” Yahya Kemal Beyatlı