Puan vermedi·592 syf.····Okunma: 01 Haziran 2026 11:29 Kütüb-i Sitte/Muhtasarı Tercüme ve Şerhi 15. Cilt
"Ceza verecekseniz, uğradığınız muamelenin misliyle ceza verin. Eğer sabrederseniz, bu sabır, sahipleri için daha da hayırlıdır."
(Nahl, 126)
Hayata tam şuradan bakmasam çoktan kendimden nefretlik bir insana dönüşmüştüm. Elhamdulillah diyeceğim ne diyeceğim?
Ben her zaman iyiler cennete gitsin demişimdir. Kimsenin ben iyiyim ben iyiyim çırpınışları bana gelmez. İnsanoğlu önce yaptıklarına bakacak, sonra "bana yapıalanlar" kısmına odaklanabilir. Düşünüyorum. Tamam kesinlikle hak etmişimdir ve de ALLAH beni bu şekilde istemiyor diyorum. Ve de Allahın hakkımda istemediğini ben de istemem zaten. Bedelini ödemediğim bir günahla gitmeyeyim derim. Allah herkesin hakkını benden alıyor diye düşünürüm. O yüzden kimseye bir nefret beslemiyorum. BU kısım kendimle ilgili. Ama sevdiklerime yapılanlar o kadar müsamahalı olamıyorum. O zaman insanlardan soğuyorum ben. Onların umurunda olup olmaması umurumda değil. AMA bana göre bir insanı benim sevmemem, hayatta böyle koruma kalkansız gezmek dolaşmak gibi bir şey :D Çünkü ben bana yapılana öyle büyük tepkimem ama sevdiğim insanlara yapılan şeylere on misliyle tepkirim. Yine gidip bir şey yapmam belki ama ışık hızıyla soğurum. Tarafımdan sevilmek diye bir ayrıcalık var yani. Sıfır tevazu.
Şimdi bu ciltte, özellikle bu hislerimin depreşmesinin sebepleri var tabii. Barbata yakın bir bayram. Ama umut bulduğum şeylerle karışık. Ölüm var ölüm. Kendinizi bu dünyada ortadan ikiye ayırsanız da, bütün benliğinizi dünyaya serip kişiliğinizi beş paralık etseniz de ölüm var ahiret var hesap var. Hep ettiğim bir x-duam var bu tip insanlara. Allah size versin. İstediğiniz kadar, taptığınız, sevdiklerinizi değiştiğiniz kadar mal mülk versin. Çok versin. İmtihanınızı oradan bulun. Bitti gitti işte.
Kimseye hiçbir konuda borçlu kalmak istemem. Bazen bunun için bile bedel ödüyorum. Bir helallik diliyorsun 5 yıl geri gidiyorsun. O yüzden bakışımı değiştiriyorum; Allah ben de hakkı olan kimsenin hakkını bırakmasın. Benden alsın onlara versin. Ama beni bulaştırmasın.
Ölüm-cenaze-sıla üçlüsünden bol bol hadisler okudum. Nefsim diyor ki seren sen sılayı istesen de kesmezsin. O yüzden de içim rahat. Allah beni kimseye kimseyi de bana muhtaç etmesin. O durumlar yaşanmasın ben de mecbur kalmayayım. Canı gönülden de Allah akıl fikir versin diye dua ediyorum. AMA annesinden sılayı kesen insanlara da tapamayacağım. Benim kalbimden çıkan çıktı. Allahın hükmüne razı olmayan babam olsa sen yanlışsın derim, demişimdir. Bazı kimseleri artık Allah sevsin. O severse zaten bize de sevdirir.
Uğradığımız muamele ile bile tepki vermedik. Buna da Allah şahit. Sabırsa en hayırlısı. Görelim mevla neyler, o büyük günde bazı yüzleri nasıl eyler diyeceğim ben de. Çünkü bakıyorum maziye. Bazı şeyleri ben istememişim. Başladığım hiçbir şeyde Allahın istemediği bir şey murad etmedim vallahi. Kişisel hayatımda da aile hayatımda da hiçbir fesada kast etmedim. Suçlu olduğum yerlerin hepsinin sebebi inanmak güvenmek yanlış kişilere. O yüzden de Allah bana da akıl fikir versin diye dua ediyorum. Bir daha da insan olan insana güveneceğimi zannetmem. Hadisleri okurken eskiden şöyle hissederdim, iyi ama böyle bakınca da hiçbir şey gerçek gibi gelmiyor. Öyle gelip bakıp gidecekmişiz gibi anlatılıyor. E öyle çünkü. Hangisi gerçek ki? Anne babalık mı evlat olmak mı? O yalanmış gördük. Ayette hadiste olan neyse oymuş. İman ettim. Aşk sevgi muhabbet mi gerçek? Hani? Ben yalan dolandan ihanetten başka bir şey görmedim ki. Hiç bu kadar yalnız ölmek istediğim bir zaman daha olmadı. Hani ya seven? Şimdi iknayım. Şimdi biliyorum sözlerdeki yalanı. Şimdi o keskinliği görüyorum. Şimdi insanlar neden yalnız ölüyor biliyorum. Çünkü yalan. Yok ki öyle bir şey. Doğrusu insanların birbirini kandırmadan olanı göstermesi. Canım aşkım diye bir şey yok. Bende yok diye yok değil. YOK. Ben benden çok kimse sevilmemiş zannedecek kadar gaflette bir insandım ama "yok" diyorum. Seven insanı bir tarif edebilsem herkes yok diyecek.
Akif hocayı candan sevince ona bir dua ettim. Düşünmeden. Akif hocada Allah sevmediği bir şey bırakmasın dedim. Çok içimden geldi. Çünkü onun iyi bir insan olduğuna inandım, öyle olması için de daha daha dua ettim. O gün dedim ki seren demek ki karşılıksız sevmek buymuş. Anne babadan bile karşılık bekliyorsun, evlat, eş, kardeş. Sonra düşündüm babamdan duyduğum küçük bir söz yüzünden ne kadar üzüldüğümü. Senin gözlerin hz peygambere değmiş, böyle bir şeye nasıl tenezzül edersin demiştim. Aşırı sinirlendim öyle sinirlendim ki. Neredeyse herhangi bir insan olduğunu unuttum. İşte sevmek böyle bir his. Sevdiğin insana ahirette gelecek her türlü zarardan akrepten yılandan kaçar gibi korkmak. O yüzden kimse palavra atmasın sevmek diye. Ahiretimi mahvetmeye çalışan kimsenin beni sevdiğine itimadım yok. Sevdiğim insanların ilk önce ahiretini düşünüyorum. Bu dünyada fakir kalmış kimsesiz kalmış ve hatta bensiz kalmış bu derdim değil. Bu dünyada aç kaldı diye üzülmem. Boş geçen ömrüne üzülürüm. O yüzden ben en çok sevdiklerimin hapur hupur yemesine üzülüp tepkiyorum. Çok yemek her kapıyı aralıyor maalesef. Ne kadar masum gözükse de öyle. Ayy. Çok garip yerlere gideceğim. Gerek yok.
Bu cildin muhtevası genişti. Ölüm. Nikah. Yani muhabbet ve ahiret üzerinde düşünme sebebim biraz buydu. Galiba.