10/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Zihnin derinliklerinde bir yer: Yokluk Ülkesi... Bugün size son zamanlarda okurken kelimenin tam anlamıyla büyülendiğim, her satırını hissettiğim muazzam bir kitaptan bahsedeceğim. Petrikor, uzun zamandır okuduğum en özgün ve bana en büyük keyfi veren hikayelerden biri oldu. Konusunu o kadar çok sevdim, o derin atmosferin içinde kaybolmaktan o kadar büyük bir haz aldım ki, bittiğinde bile zihnimi kurcalamaya devam ediyor.  Peki nedir Petrikor'un bu kadar sevdiren konusu? Bu hikayede büyük, gürültülü olaylar yok; tamamen saf hisler ve muazzam bir psikolojik analiz var. En sıra dışı kısmı ise hikayedeki karakterlerin isimlerinin olmaması! Yazar bize sadece bir Adam ve bir Kadın sunuyor; öyle ki hissettiğiniz yere kendi isminizi yazın, kendinizi onların yerine koyun istiyor. Bir yanda duygularını gururunun arkasına saklayan bir kadın, diğer yanda onun en küçük hareketini bile ezbere bilen ince düşünceli bir adam... Aralarındaki bağ, kelimelerden çok suskunluklarda büyüyor.  Ama kurguyu benim için asıl unutulmaz kılan şey, yazarın bölümler arasına serpiştirdiği o şahane gezegen metaforları oldu. Gökyüzünde birbirine yaklaşması tehlikeli olan, aralarındaki çekim ve dengelerle adeta bir kadın-erkek ilişkisini andıran iki gizemli gezegen var: Oasis ve Lapis... Gökyüzünde Lapis ve Oasis neyse, yeryüzünde o isimsiz Adam ve Kadın da tam olarak o. Hepsinin ortak kesişim noktası ise petrikor; yani o yağmurun toprağa kavuştuğu ilk anın kokusu, ruhun temizlenme hissi...  İnsanın kendi içindeki karmaşayı, zihninde yarattığı gezegenleri ve suskunlukla kurulan bağları okumak bana tarifsiz bir okuma keyfi yaşattı. Sıradan bir aşk romanından çok daha fazlası; adeta ruhsal bir keşif yolculuğu. 
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202676 okunma
·
50 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.