Bala Es Kar sadece bir roman değil; arkasında muazzam bir araştırma, tarihsel izler, mitolojik göndermeler ve insanın zihnini sürekli “Acaba… gerçekten olabilir mi?” diye sorgulatan bir kurgu var. Pek çok yerde kendimi “Bu sadece bir hikâye mi, yoksa bildiğimiz tarihin arka odasında başka bir gerçeklik mi var?” diye düşünürken buldum.
Kitap oldukça uzun ama inanılmaz akıcı. Yazar, Göktürk tarihini, kadim sembolleri, şamanik öğretileri ve alternatif tarih okumalarını çok başarılı bir şekilde birleştirmiş.
Üstelik sadece tarih ve mitolojiyle yetinmiyor; DNA, genetik hafıza ve atalarımızdan taşıdığımız kodlar üzerine de çok derin ve detaylı şekilde duruyor. Bu kısım, insanın kim olduğunu sadece kültürel olarak değil, biyolojik ve enerjetik düzeyde de yeniden düşünmesine neden oluyor.
Bu yüzden beni inanılmaz bağladı; sonuna kadar büyük bir merakla, çok kısa bir sürede okuyup bitirdim.
“Ba La Es Kar”, sadece bir macera romanı değil; insanın kökenine, hafızasına ve kolektif bilinçaltına dair bir yolculuk.