Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
Kitap, genç ve toy bir burjuva çocuğu olan Wellingborough Redburn’ün, ailesinin maddi çöküşü sonrası hayatta kalabilmek için New York’tan Liverpool’a giden bir ticaret gemisinde miço olarak işe girmesiyle başlıyor. Herman Melville'in de gençliğinde tam olarak böyle bir deniz yolculuğu yaptığını biliyoruz. Bu yüzden romandaki Redburn karakteri için doğrudan Melville’in kendi gençliğidir diyebiliriz. Kitap başta tam bir deniz romanı olarak kuruluyor. Gemicilerin kendi aralarındaki sert konuşma dili, gemi yaşamındaki hiyerarşi ve tüm o rutubetli zorluklar, yazarın bizzat bu tecrübeden geçmesi sayesinde son derece gerçekçi bir dille aktarılıyor. Gemi Liverpool limanına yanaştığı anda ise roman bir deniz hikayesi olmaktan çıkıp muazzam bir toplumsal ve sosyolojik katmana bürünüyor. Dönemin sanayileşen İngiltere’sindeki halkın yoksulluğu, sınıf farklılıkları ve katı toplumsal normlar Liverpool’un arka sokaklarında katman katman açılıyor. Redburn’ün Amerika’daki konforlu burjuva geçmişi, Liverpool sokaklarındaki açlıktan ölen insanların trajedisiyle büyük bir tezat oluşturuyor. Üstelik genç Redburn bu şehre büyük umutlarla, yanına babasının yıllar önce kullandığı eski bir Liverpool şehir rehberini alarak gelmiştir. Amacı o rehbere bakarak adeta babasının izini sürmektir; ancak sokağa adım attığı an acı gerçekle yüzleşir: Şehir tamamen değişmiş, büyümüş, kirlenmiş ve yoksullaşmıştır; yani babasının rehberi artık tamamen işlevsizdir. Bu durum bize gösteriyor ki; insan kendi yolunu başkalarının rehberliğinden ziyade ancak yaşayarak, hata yaparak ve yanılarak bulabiliyor. Redburn bana biraz da Victor Hugo’nun Deniz İşçileri’ni anımsattı. İki yazar da denizi masalsı bir macera sahnesi olarak görmek yerine; insanın ekmek kavgası verdiği, sert ve acımasız bir emek alanı olarak kurguluyor. Melville ve Hugo bizzat kendi tanıklıklarını ve gözlemlerini sayfaya dökerken, toplumun en alt kesimindeki işçilerin sesine dönüşürler. Edebiyat dünyasında Melville denince akla ilk gelen eser şüphesiz Moby-Dick oluyor. Fakat tam metniyle okunması ciddi bir emek ve sabır isteyen o felsefi başyapıta kıyasla Redburn, okuru hiç yormayan, su gibi akan ve kısa kısa bölümlerden oluşan bir yapıya sahip. Yine de dikkatli bakınca, Moby-Dick’te zirveye ulaşacak olan o deniz tutkusunu ve okyanus felsefesini bu kitapta bir fragman olarak görebiliyoruz. Bu hazırlığın en somut kanıtı da romandaki Jackson karakteri. Gemideki bu hastalıklı, zalim ama tüm mürettebatı parmağında oynatan yaşlı denizci, Melville’in ileride yaratacağı o meşhur Kaptan Ahab’ın ilk prototipi sayılır. Yazar, kötülüğün ve otoritenin insan psikolojisindeki karanlık yerini ilk kez bu karakterle test ediyor. Ah anlatmalara doyamayacağım bir eser Redburn; akıcı üslubunun arkasında derin sosyolojik katmanlar barındıran, herkesin mutlaka şans vermesini ısrarla istediğim gizli bir klasik.
RedburnHerman Melville · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202640 okunma
·
75 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.