·352 syf.····Okunma: 02 Haziran 2026 14:00 Nermin Yıldırım Dokunmadan isimli eserinde suçluluk duygusunun insanı nasıl yalnızlaştırdığını ve insanın kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu temasın hayatı anlamlı kılan en önemli şeylerden biri olduğunu anlatan, psikolojik yönü güçlü bir roman.
Kitapta ölüm haberini alan ve ölüm haberini aldıktan sonra tekrar bir mucizenin gerçekleşmesiyle ölmeyeceğini öğrenen bir kadın, Adalet, anlatılıyor. Adalet pek iletişim kurmayı beceren,sosyal bir insan değil; hatta asosyal, diğer insanlardan farklı. Belki de kimilerinin "deli" diye nitelendirdiği bir insan.
Küçüklükten beri her konuda, her zaman hep kendini suçlamış. Ölmeyeceğini öğrendikten sonra çocukluğunu düşünüp, küçükken Mahsum isimli bir çocuğun ayıcığını elinden zorla alıp ona geri vermeyişini hatırlıyor ve ilk günahının bu olduğunu düşünüyor. Bu yüzden Mahsum isimli çocukluk arkadaşını bulmak için yola çıkıyor.
(Bundan sonraki bölümler spoiler içeriyor)
Yolda Sadi Seber diye bir adamla tanışıyor. Sadi Seber'le hikâyenin sonunda aslında birbirlerini, birbirlerinin kalp kırıklıklarını iyileştirebilecek gibi hissediyorlar.
Adalet ölümden mucizevi bir şekilde kurtulmuş. Fakat uzun zaman geçip artık Mahsum'a ayıcığı vermeye gittiğinde, Mahsum zaten kafası çok yerinde olan bir adam değil. Fakat ayıcığı görünce agresifleşiyor. "Başka oyuncaklarla oyna, bunu ver." falan diyor. Adalet'in elinden çekiyor ayıcığı ve o sırada Adalet'in kafasını yere vuruyor. Ayıcığı da Mahsum şömineye atıyor ve ayıcık yanıyor.
Ayıcık yanarken sanki Adalet de yanıyor. Çünkü Adalet o kadar yalnız ki onun en iyi arkadaşı o ayıcık. Buna rağmen kendini suçlu hissettiği için yıllar sonra, aradan 20 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, o ayıcığı getirmiş.
Adalet, mucizevi şekilde ölümden kurtulduktan sonra daha farklı bir şekilde ölüyor. Beyin kanaması geçiriyor ve sonra bize öldüğü yerden sesleniyor. "Dokunun." diyor biz insanlara. Bir çiçeğe dokunun, bir çiçeği büyütün, sonra solsa da dokunun, bir insana dokunun. Kelimelerinizle dokunun, ellerinizle dokunun, bakışlarınızla dokunun.
Bence bu hayata geliş amacımız bir şeylere dokunmak.Canlı, cansız bir şeylerle iletişim kurmanın yolu dokunmak.
Dokunmak illaki bedensel olmak zorunda değil bir insana kelimelerinizle,bakışlarınızla,gülüşünüzle birçok şey ile dokunabilirsiniz yeter ki dokunmadan geçmeyin bu dünyadan.Dokunun ve hissedin yaşadığınızı...
"Dokunmadan Yaşamak Ölü Yaşamaktır" siz onlardan olmayın.
Güzel bir kitaptı. Yani sadece bir olayı anlatmıyor. Adalet'in psikolojisi, Sadi Seber'in psikolojisi...Tavsiye ederim siz okurlara.