·80 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Mayıs 2026 23:13 “ Gerçek ailemiz bizi dünyaya getirenler midir, yoksa bize kendimizi değerli ve güvende hissettirenler mi? “
Yeni bir kitapla geldim. İrlanda edebiyatının bu güzel eserine popüler kültür kölesi olmayayım derken biraz geç kalmışım maalesef.
Hikayemiz, kalabalık ve yoksul bir ailede büyüyen, sevgi ve ilgi görmeye pek fırsat bulamamış küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatılır. Bu kızcağızımızın adından hiç bahsedilmez kitapta. Annesi yeni bir doğuma hazırlanırken,babası onu yaz mevsimini geçirmesi için kırsalda yaşayan, ekonomik durumları onlardan daha iyi,uzaktan akrabaları olan çocuksuz bir çiftin (Kinsella'lar) yanına bırakır.
Bu geçici transfer (emanetlik hali) başta ürkütücü görünse de, küçük kız bu evde daha önce hiç deneyimlemediği bir şeyle karşılaşır: Koşulsuz sevgi, şefkat, özen ve huzur. Yazar bunları bize o kadar basit, abartısız olaylarla aktarmış ki kitabın beni bu kadar etkilemesine şaşırmamak lazım. Bu sevgi küçük kızımıza rutin bir banyo ile, kahvaltıda paylaşılan bir dilim ekmekle ya da gezinti esnasında bir el tutma ile gelir. Başta yadırgar fakat sonra alışır ve ister hale gelir bu sevgiyi. Bu sebeple farkında olmadan kıyaslama yapar “gerçek” ailesiyle “emanet edildiği “ aileyi.
Ancak bu sevgi kaynağı mükemmel görünen yuvanın da kendi içinde sakladığı, kelimelere dökülmeyen büyük bir kederi (bir yas hikayesini) vardır. Kinsella ailesinin tek çocuklarını trajik bir olayla kaybetmesi onlarda travma sebebi olmuştur. Başlangıçta küçük kızın üstüne titremeleri ve sevgilerini temkinli vermeleri hep kaybetme korkusundan kaynaklanır.
Kitap hakkında daha fazla ön bilgi vermeden yazımı sonlandırıyorum. Ben kitabı çok beğendim kısa olmasına rağmen çok etkileyici bir eser. Canıgönülden tavsiye ediyorum. İyi okumalar.