Milarepa, ilk bakışta sade bir hikâye gibi görünse de, ne okuyorum ben dedirtse de okudukça insanın içine işleyen, düşündüren bir roman. Eric-Emmanuel Schmitt “Görünmezin Döngüsü” serisinin ilk kitabı olan bu eserinde bir karakterin geçmiş yaşamına yolculuğunu anlatıyor gibi görünse de daha çok insanın kendini tanıma, hatalarıyla yüzleşme ve iç huzuru arama çabasını ele alıyor bence.
Rüyalarında geçmişe giden ve amcasının (yani milarepanın can düşmanın) hatalarıylayüzleşen Simon’un yaşadığı dönüşüm, zaman zaman kendi hayatımızı ve seçimlerimizi sorgulamamıza neden oluyor. Özellikle mutluluk, özgürlük ve anlam arayışı üzerine yapılan göndermeler oldukça etkileyiciydi.
Kitabın dili oldukça akıcı bu sebeple kısa sürede bitiyor. Bazı bölümlerde anlatımın fazla sembolik olması nedeniyle yavaşladığımı hissettim doğrusu fakat kitabın vermek istediği mesaj bana göre güçlü bir mesaj olduğu için bu sembolik anlatıma şaşırmadım. Böyle güçlü bir mesaj için o sembollere ihtiyaç var.
Kendini geliştirme kitaplarından farklı olarak öğüt vermekten çok düşündüren, insanın iç dünyasına küçük bir yolculuk yapmasını sağlayan bir eser. Hayatın telaşı içinde durup kendine dönmek isteyen okurlara rahatlıkla tavsiye edebilirim. Çok beğendim diyemem ama okumaya değer bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Şimdiden iyi okumalar dilerim.