Kitabın başlığı gayet açık aslında, kitap tam da annesinden kopamayan erkekleri anlatıyor. Ve bu annesinden kopamayan erkeklerin yaşam ve ilişki sorunlarına yakından bakıyor. Annesiyle iç içe geçmiş bir erkekle ilişki yaşayan kadınların da yaşadığı zorlukları anlatmış bize.
Nedir bu anneyle iç içe geçme hikayesi? Kısa ve öz haliyle, anneye karşı "hayır" diyememe, kendi olamama, annenin istek ve ihtiyaçları etrafında şekillenmiş bir hayat! Bizim kültürümüzde anne kutsal olarak geçtiği için; annenin sözünden çıkmayan, annenin her şeyine koşan, kendi hayatını anneye adayan bir erkek; "Hayırlı evlat!" kategorisine giriyor ve böyle olunca da sınır koymak daha da zorlaşıyor. Anneye karşı gelmek "saygısızlık" olarak addediliyor. Annenin onayı, annenin beğenisi, annenin mutluluğu her şeyden önce geliyor. Bazılarınız için bu olması gerekenmiş gibi geliyor olabilir, sağlıklı olup olmadığını belirleyen şey ise bunun dengesi! Şiraze kaydığında ilişki sağlıksız tarafa geçiyor ve maalesef bu durum kişinin büyüdüğü çevrede normalse, sağlıksız olan şey kişinin normali haline geliyor.
Bazı evliliklerde baba var ama duygusal olarak yok oluyor, bazen gerçekten (bir sebeple) uzakta oluyor, bazen de evi terk etmiş veya ölmüş olabiliyor. Evlilik içinde kocasından alamadığı duygusal yakınlığı ve desteği, çocuklarından almaya çalışan her anne, çocuğunu istemeyerek de olsa bu iç içe geçmeye sürüklüyor. İstek ve ihtiyaçlarının karşılanmadığı bir ilişkinin mutsuzluğunu, çocuklarına aktararak, kendine kendince yeni bir kaynak oluşturuyor.
Anne, bir çocuk için o kadar kıymetli ve hayati bir önem taşıyor ki, çocuğun bu taleplere duyarsız kalması neredeyse imkansız. Yaşamak için annesine ihtiyaç duyan bir çocuk, anneyi yaşatmak ve mutlu etmek durumunda hissediyor. Anne yoksa kendi yaşamı da yok. Başka şansı yok! Dikkat ederseniz "bir çocuk için" dedim, bir yetişkin olduğumuzda bu denklem değişiyor ama kişi hala bilinç dışı boyutta çocukluktaki denklemle devam ediyor olabilir ki zaten sorunun başlangıç noktası da burası; o çocuğun duygusal olarak büyüyememesi!
Bu bilinçli yapılan bir kötülük hali değil, anne bunu genelde bilinçsizce ve sevgiye dayalı olarak yapabiliyor. Çocuğuna tutunmak bir kadın için hayatın amacı, sevginin kaynağı, özel hissettiği bir sahneye dönüşebiliyor. Çocuk, annenin dostu, sırdaşı, hayatı bölüştüğü bir yardımcı olmak durumunda kalabiliyor ki bu yük, çocuğun taşıyabileceğinden çok daha fazlasını içeriyor. Duygusal olarak ayakta tek başına duramayan bir anneye çocuk yaşlarda koltuk değneği olmak son derece zorlayıcı olabilir.
Duygusal olarak olgunlaşmamış bir anne, çocuğu çeşitli şekillerde kontrol edebilir; hastalığıyla, acizliğiyle, kontrolcülüğüyle, baskıcılığıyla, suçlayıcılığıyla, muhtaçlığıyla, kurban pozisyonuyla, yalnızlığıyla, "annelik" statüsüyle, tehdidiyle... Yemedim yedirdim, zaten kimsenin umurunda değilim, sen olmasan bu adamı beş dakika çekmem, sen olmasan ben ne yapardım, tüm hayatımı sana adadım, beni kimse anlamıyor, kimse seni benim düşündüğüm gibi düşünmez vs. Bu basit cümlelerin, bir çocuğun bilinç dışında yarattığı inançlar, o çocuk yetişkin olduğunda onu en zorlayan hayat kalıplarına dönüşebilir. Kişi bu döngüde, kendi için bir şey yapmak istediğinde suçlu hissedebilir ve bu duygudan kaçmak için kendi kendini sabote edebilir. Bu sabotaj bazen bir bağımlılık, bazen ise ilişki sorunları olarak karşımıza çıkabilir.
Bugün evliliklerde yaşanan en büyük sorunlardan biri olan "kaynana-gelin" çatışmalarının altında yatan en büyük etkenlerden biri de, erkeğin anneyle iç içe geçme durumudur. Adam annesinden boşanmadan bir başka kadınla evlendiğinde bu çatışma kaçınılmaz olacaktır. Anneyi her dediğini yaparak idare eden, o kızdığında alttan alan, baskı ve kontrolü karşısında boyun eğen, kendi hayatı da olsa annesinin kararları almasına müsade eden bir erkek, karısının da annesini aynı şekilde idare etmesini isteyecektir. Ona göre "ne var bunda?"dır. Karısı bu duruma uymadığında, anneyle iç içe geçmiş bir erkeğin karısına "sorun çıkarıyorsun" bakış açısıyla bakması gayet normaldir. Çünkü o sorun çıkmasın diye annesinin istek ve ihtiyaçlarına uyum sağladığı sürece gerçekten de sorun çıkmamaktadır. Ya da kriz çıksa da kısa sürelidir. Çünkü hemen yapılması gerekeni yapar! Annesiyle iç içe geçmiş bir erkek için sorun çıkmaması, suçlu hissetmemesi kendi hayatını veya ilişkisini yaşamasından çok daha önemlidir. Bu ilişkisinin bitmesine sebep olsa bile!
Bu kitap annesiyle iç içe geçmiş erkekleri muhteşem bir şekilde anlatmış. Vakalar, örnekler, açıklamalar soru işaretine yer bırakmamış. Kendi hayatınızda, kendi yolunuza gitmek istediğiniz halde bir sebepten dolayı buna cesaret edemediğinizi hissediyorsanız ya da ilişkilerinizde anne kaynaklı bir sorun yaşadığını düşünen biriyseniz veyahut kadınlara karşı mesafeli duran ya da ilişkinizde çok baskı gördüğünüzü, boğulduğunuzu düşünüyorsanız, ilişkinizin içinde sadakat kısmında sıkıntı yaşıyorsanız, bir erkek olarak bu kitaba mutlaka göz gezdirmelisiniz.
Sevgili kadınlar, siz de ilişkinizde partnerinizle buna benzer bir sorun yaşıyorsanız, bu kitabı okuyarak bazı sorularınıza cevap bulabilirsiniz.
Keyifli okumalar!