Kimilerinin her şeyin bittiğini sandığı, kimilerinin de yeni bir hayatın başladığına inandığı yerde, yüksek duvarlarla gözlerden gizlenmiş eski bir mezarlığın sessizliğinde Aynalı Baba.
Ya Rab! Hayatta nedir bu lezzet?
Hayata rapteden bu garip kuvvet!
Hayat ki bi-beka, pür-derd ü keder,
Yine de emel O, nedir bu hikmet?
Bir an bırakmaz insanı rahat,
Bin türlü alâm, derd-i mai'şet.
Çocukluğunda ağlar beşikte,
Feryatla geçer o vakt-i ismet!
Civanlığında bin türlü amal,
Şeyhuhetinde bin türlü mihnet.
Vakt-i ecelde mazi bir an,
Bir an için mi bunca sefalet?
Hatifi bir ses verdi cevabı.
Dedi: "Hayatta bu zevk ü kıymet,
Akiller için seyr-i bedayi.
Cahiller için yemekle şehvet!"
Onda (Râci) delilik gibi görünen hâller, insanı kibre götüren ruhsuz akıldan, insanı kendine çeken ayartıcı dünyadan kurtulmak için çektiği ıstırapların görünme biçimleridir.