Orkideler ve Papatyalar
Bu sanal mecrada, üzerinde türlü süslü etiketlerle sahte birer abide gibi dikilen boş teneke profilleri müşahede ettim ve dün çokça bundan bahsettim, onları tabiatın en kibirli çiçeği olan orkideye benzetmekten kendimi alamıyorum; sığ ve kıt zekalarıyla bu teşbihi muhtemelen bir taltif zannedeceklerdir, lakin satırların gerisindeki o derin tahfifi idrak edecek ne akli mizanları ne de bu yazının devamını okuyacak okur-yazar sabırları vardır. Evet sevgili papatyalar sözlerimin devamını sizler okuyacaksınız buyrun: Orkideler dışarıdan bakıldığında harika görünür, gözü cezbeder ve debdebeli bir ihtişam sunar; lakin asılları ve hakikatleri tamamen kof bir illüzyondan ibarettir. Maddi bir fayda ve gösteriş beklentisi içinde olanlar için orkide çok şey ifade edebilir, hatta en azından zehirli olmadıkları için fıtraten şükretmek de icap edebilir; lakin manevi tarafta, kökleri toprağa bağlı olan sineniz, bu suni çiçeğe sadece çiçek olduğu için şeklen saygı duyar, ötesini vermez. Zira orkidelerin kökleri vardır, ancak bu kökler sadakatle sarılacakları bir toprağa değil, başka ağaçların kabuklarına tutunarak asalakça yaşarlar; saksıdan taşan o süngerimsi, çıplak ve yeşil uçlu kökleriyle kendi kendilerine fotosentez yapıp kibirle beslenirken, fıtratın asıl anası olan toprağı beğenmeyip adeta ona yukarıdan bakarlar. İşte tıpkı o yapay unvanların, hafız, hadisçi, islami ilimler ve arapça yada vahdet,bidat,tuğyan... etiketlerinin arkasına saklanıp köksüzce caka satan, ruhları buhran içindeki sanal şaklabanlar gibi, orkideler de topraksız, esassız ve bereketsiz birer gösteriş budalasıdır. Papatyalar ise öyle midir sen öyle misin aziz kardeşim; sen safi nur, baştan ayağa tevazu ve tam bir teslimiyet abidesisin. Papatya, başını kibirle semaya dikmez; bilakis sinesini fıtri bir mahviyetle ve sadakatle toprağın bağrına yaslar, en zorlu iklimlerde bile kanaatle yeşerir ve katıksız bir samimiyeti ifade eder. İşte bu yüzdendir ki ruhum, o şatafatlı ama köksüz orkidelerden ikrah edip, her daimi bir papatya saflığının ve yoldaşlığını, yani ömrüme inşirah verecek bir refikanın arayışındadır; lakin artık çok iyi biliyorum ki, herkesin birer oyuncu olduğu bu tiyatro sahnesinde, bu lağım ve çamur yuvası olan sanal bataklıkta papatya aramak beyhude bir gayret ve zamana ihanettir. Bu sebepledir ki mesaj kutumu dış dünyaya tamamen kapatmış bulunuyorum; zira bu dijital çöpçatanlık mecrasından ve buranın sahte kalabalıklarından üstüme bir çamur ilișmesini, kalbi iffetime bir halel gelmesini asla istemiyorum. Önceleri insanlara karşı bir hüsnü zannım olsa da, artık bu sanal çöplükte hakiki bir fıtrat çiçeği bulamayacağıma dair kanaatim kat'idir. Bizleri gösterişten menedip papatyanın saf teslimiyetine yönelten Yeryüzüne bakmazlar mı ki, biz orada her güzel çiftten nice bereketli sınıflar yetiştirdik fermanıyla toprağa bağlı fıtri bereketi överken; İki Cihan Serveri Efendimiz de Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar buyurarak, tıpkı dışı süslü içi kof orkideler gibi sadece dış görünüşüyle ve sahte profiliyle caka satanların ilahi mizan karşısındaki hiçliğini yüzümüze vurmaktadır. İzzet orkide gibi havada asılı kalmakta değil, papatya gibi toprağın ve takvanın sinesinde mahviyet göstermektedir. Teknolojinin geri dönüşü olmayan dikenli yollarında nefsin sahte parıltılarına kapılmaktansa, vaktin sonunda elimizde solmuş bir gurur gülü #305500780 bırakacak olan o köksüz orkidelerden fersah fersah uzak durmak; siber tenhalıklarda harama meyil vermeden, kalbi yalnızlığımı şükürle doyurarak fıtrata muvafık o hakiki, temiz ve gizli kalmış asil papatyayı ancak meşruiyet dairesinde aramak, bu asırda zihin namusunu korumak isteyen nahif ve münevver iradenin borcudur.
Duygu ve Düşünce
·1 alıntı·
953 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.