·384 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Haziran 2026 12:54 Sherlock Holmes kitapları "Gözlemlemek ile görmek arasındaki o ince ama devasa farkı dünyaya öğreten bir başyapıt." demek abartı sayılmaz bence. Bitmesin diye ağırdan aldığım bir kitaptı. Ve bu kitabın yazarı, kendi yarattığı karakterin gölgesinde kalmış.
Kitap, okuyucuyu kendine bağlıyor. Holmes’un soğuk, rasyonel, analitik ve bazen kibirli yapısı ile Watson’ın insani, sıcak ve sadık duruşu olayların çözümündeki denge unsurunun asıl sebebidir. Watson'ın, Sherlock'un bir olay üzerindeki çalışmasını titizlikle incelerken aynı zamanda bir dost olarak Sherlock'a gerekli sessiz ortamı sağlaması da ona olan hayranlığımı arttırdı. Watson, harika bir dost ve yardımcı.
Kitabı okurken çoğu zaman kendinizi, dönemin Londra'sının o soğuk, gizemli, gaz lambası ışığı altındaki sokaklarında ve olayların yaşandığı gizemli, kasvetli, rutubetli ortamların havasını solurken buluyorsunuz.
Hikayelerin büyük bir kısmı benzer bir şablonu oluşturuyor aslında. Bunlar:
*Baker Sokağı 221B'de kahvaltı ve tütün dumanı.
*Çaresiz bir müvekkilin gelişi ve olağanüstü, görünüşte imkansız bir olay anlatması.
*Holmes'un sadece müvekkilin kıyafetine bakarak hayat hikayesini çözmesi.
*Londra sokaklarında veya İngiliz taşrasında yapılan araştırmalar.
*Ve finalde gelen, her şeyin arkasındaki o "basit" mantık.
Bu benzer şablona rağmen kitapta merak duygusu asla körelmez çünkü Sherlock her zaman şaşırtmayı beceriyor.