Engin Geçtan, insanın iç dünyasını hem psikolojik hem de varoluşsal bir çerçevede ele alarak okuru kendisiyle yüzleşmeye davet eden bir anlatı kuruyor.
Kaygı, kızgınlık ve korku gibi duyguların ardındaki görünmez dinamikleri anlatıyor. Sevginin tek bir anlık yaşantı değil, insanın kendini savunmasızca açtığı uzun bir süreç olduğunu hatırlatıyor.
Hayatta hem kederin hem sevincin bulunduğunu; asıl önemli olanın ise yapılan seçimlerin sorumluluğunu üstlenebilmek olduğunu söylüyor. Geçtan’ın yalın ama derin dili, okuru kendi davranışlarının kökenine doğru sakin bir yolculuğa çıkarıyor.
Sonuç olarak bu kitap, insanın kendini anlamaya yönelik içsel arayışında güçlü bir rehber niteliği taşıyor.