"Bedîüzzaman nasıl bir kimsedir?" Cevaben denilmiş ki: "Hasta, garib, fakir, mazlum, hediye ve sadakaları kabul etmeyen ve hâlen de çekmekte olduğu o kadar zulümlere rağmen altmış senedir davasından vazgeçmeyen bir ihtiyardır." Onlar da: "Öyleyse o hakikat söylüyor ve küfr-ü mutlaka, dinsizlere, zındıklara boyun eğmiyor, riyakârlık etmiyor, dalkavukluk yapmıyor ve Kur'an ve İslâmiyet'e tesirli ve küllî bir hizmet yapıyor ki onlar da ona zulüm etmişler." demişler. (Tarihçe[Y] - 721)
Tefsir iki kısımdır.
Birisi: Malûm tefsirlerdir ki Kur'an'ın ibaresini ve kelime ve cümlelerinin manalarını beyan ve izah ve ispat ederler.
İkinci kısım tefsir ise: Kur'an'ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle beyan ve ispat ve izah etmektir. Bu kısmın çok ehemmiyeti var. Zahir malûm tefsirler, bu kısmı bazen mücmel bir tarzda dercediyorlar fakat Risale-i Nur, doğrudan doğruya bu ikinci kısmı esas tutmuş, emsalsiz bir tarzda muannid feylesofları da susturan bir manevî tefsirdir.
Risale-i Nur, sübjektif nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur'an'ın hakikatlerini rasyonel ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arz edilen bir külliyattır.
Risale-i Nur, Kur'an âyetlerinin nurlu bir tefsiri... Baştan başa iman ve tevhid hakikatleriyle müberhen... Her sınıf halkın anlayışına göre hazırlanmış... Müsbet ilimlerle mücehhez... Vesveseli şüphecileri ikna ediyor... En avamdan en havassa kadar herkese hitap edip en muannid feylesofları dahi teslime mecbur ediyor...
Risale-i Nur, nurlu bir külliyat... Yüz otuz eser... Büyüklü küçüklü risaleler halinde... Asrın ihtiyaçlarına tam cevap verir... Aklı ve kalbi tatmin eder... Kur'an-ı Kerîm'in yirminci asırdaki -lafzî değil- manevî tefsiri... İspat ediyor!.. Akla gelen bütün istifhamları... Zerreden güneşe kadar iman mertebelerini... Vahdaniyet-i İlahiyeyi... Nübüvvetin hakikatini...
İspat ediyor!.. (Tarihçe[Y] - 706)