·556 syf.····Okunma: 29 Mayıs 2026 00:19 John Steinbeck'in, yaşam mücadelesini, sıradan insanlar üzerinden; fakat oldukça derinlikli bir şekilde gösterdiği başyapıtı.
Büyük buhranın etkisiyle çiftiklerinden çıkarılan insanların, Kaliforniya'ya gidip portakal bahçelerinde çalışarak kendilerine daha iyi bir hayat kurma hayali ve bu hayalin kırıklığı anlatılıyor, Joad ailesi etrafında.
Bu umut dolu yolculuk, bana Platonov'un Çukur romanını anımsattı.
Sadece o günün açlığını giderebilmek için yapılan hesaplar, verilen mücadele, emek ve hepsinin aslında boşa gitmesiyle yaşanan kayıplarla devam ediyor.
Karnı doysun diye topladığı şeftalileri yemekten ishal olan çocuk, her durumda aileyi bir arada tutmaya çalışan ananın gücü, daha hayallerine varamadan yolda kaybedilen büyükbabanın ve büyünannenin parasızlıktan cenazelerinin yapılamayışı insanın yüreğine dokunuyor.
Son sahne ise insanın yüzüne çarpıyor sefaleti.
İmgelerle dolu bu son sahne, Livaneli'nin Huzursuzluk'unu anımsattı bana.
Külüstür bir kamyonet gördüğümde, kendime kahve yapıp içine şeker atarken, süt içtiğimde, patates yerken aklıma gelecek bir kitap kesinlikle.