Zehra

"Çünkü aşk, tanım olarak, hak edilmemiş bir armağandır; hak etmeden sevilmek, gerçek aşkın eksiksiz kanıtıdır."
Sayfa 43·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
10/10
·305 syf.··
2026 144. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 20:43
Adalet Ağaoğlu'nun Dar Zamanlar serisinin üçüncü kitabı. Baş karakter Aysel'in odağında bu kez seksen darbesi ve onun topluma ve bireye etkisi yine hissettirilmiş; fakat ilk iki kitaba göre bu daha bireysel açıdan verilmiş. Bu kitap daha birey odaklı, ama tamamen değil. Kitapta bir muğlaklık, belirsizlik de var, dolayısıyla serinin bence en zor okunan kitabı buydu; fakat bu muğlaklık, yaşamın kendisinde bile var olan o muğlaklığa göz kırpıyor. Aysel'in intihar edip etmediği bilinmiyor kitabın sonunda, bu okura bırakılmış. Kitabın başındaki başarılı akademisyen Aysel'in üzerine çalıştığı konunun da aydın intiharları olması oldukça manidar. Adalet Ağaoğlu müthiş bir yazar gerçekten. Aysel, bu kitapta hayır demeyi, diyebilmeyi öğreniyor ve gösteriyor bizlere. Bir başkaldırı adeta. Kitap üzerine söylenecek çok şey var, fakat ilgilisine tavsiyem; Jale Parla'nın Don Kişot'tan Bugüne Roman isimli eserindeki Dar Zamanlar serisi üzerine yazdığı bölümü okumalarıdır.
Hayır...Adalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20211,341 okunma
10/10
·380 syf.··
2026 143. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 18:29
Adalet Ağaoğlu'nun Dar Zamanlar üçlemesinin ikinci kitabı. İsmiyle müsemma, bir düğün gecesine gidiyor yazar. bunun özelinde yine bireyin, aile kavramının, ülkenin, toplumun incelemesini yapıyor. Adalet Ağaoğlu deyince kimlik arayışı, aydın olmak, modernleşme, bireyin toplumla olan ilişkisi geliyor akla. Dönemin siyasi olaylarını da korkmadan, cesurca ifade edebilen bir aydın. Kitabın tamamı, aslında bir düğün gecesi sürecini anlatıyor zamansal açıdan; fakat zaman, karakterlerin zihninde sürekli akış halinde. Geriye, bazen de o ana. Yani aslında karakterler hem o düğün ortamına ayak uydurmaya çalışıyor, hem bireysel iç çatışmalarıyla boğuşuyor, hem de ülkenin siyasi olaylarında çalkalanıyorlar. 70'ler dönemi idealist gençlerinin yaşadığı o hayal kırıklığıyla başlayan savruluş... Entelektüel yabancılık, Tezel ile, burjuvazi, kendi küçük dünyasında yaşayan Ayşen ile, politik yılgınlık ise Ali karakteri ile sembolize edilmiş. Cumhuriyetin kuruluşuyla başlayan o idealizm, yerini yetmişlerin hayal kırıklığına, çıkar ilişkileri ile dolu insanlığa, pragmatizme bırakmıştır ve roman bunu didaktik olmaktan uzak, kendine has üslubuyla harika bir şekilde anlatmış.
Bir Düğün GecesiAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20212,892 okunma
10/10
·400 syf.··
2026 142. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 22:07
Dar zamanlar üçlemesinin ilki, bir Adalet Ağaoğlu kitabı. Bireyden yola çıkarak topluma açılıyor. Adalet Ağaoğlu, bir Ankara kadını, aslında bir cumhuriyet kadını. Cumhuriyet döneminde bir birey, bir kadın olmanın ne anlama geldiğini Aysel karakteri üzerinden anlatır, fakat aynı zamanda Aysel'in etrafındaki insanlar üzerinden de topluma değinir. İsminden anlaşıldığı gibi bir intihar romanı değil, aksine belki bir hayal kırıklığı ile başlayan; fakat tekrar var olmanın, deri değiştirmenin, ayağa kalkmanın romanı. Umudun romanı, ki Dündar öğretmen karakteri ile de bu yeni insan umudu gösterilmiştir kitabın başlarında. Dündar öğretmenin öğrencileriyle yapmış olduğu piyes, genelde o dönemin ve aslında sonraki ve günümüz Türkiyesi'nin ironik bir resmidir. Yeni bir etkinlik, kaygılı veliler, kaymakam figürü vs. Aydın olmak, aydın olmanın sorumluluğu, bunun sonuçları, tüm bu süreçte ailevi ilişkiler, bireyden topluma giden süreçte toplumun en küçük birimi aileye dokunmak da romanın ortasında yer alıyor. Öncelikle her genç kadının ve tabi ki herkesin okuması gereken bir eser.
Ölmeye YatmakAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20195,7bin okunma
10/10
·556 syf.··
2026 145. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:19
John Steinbeck'in, yaşam mücadelesini, sıradan insanlar üzerinden; fakat oldukça derinlikli bir şekilde gösterdiği başyapıtı. Büyük buhranın etkisiyle çiftiklerinden çıkarılan insanların, Kaliforniya'ya gidip portakal bahçelerinde çalışarak kendilerine daha iyi bir hayat kurma hayali ve bu hayalin kırıklığı anlatılıyor, Joad ailesi etrafında. Bu umut dolu yolculuk, bana Platonov'un Çukur romanını anımsattı. Sadece o günün açlığını giderebilmek için yapılan hesaplar, verilen mücadele, emek ve hepsinin aslında boşa gitmesiyle yaşanan kayıplarla devam ediyor. Karnı doysun diye topladığı şeftalileri yemekten ishal olan çocuk, her durumda aileyi bir arada tutmaya çalışan ananın gücü, daha hayallerine varamadan yolda kaybedilen büyükbabanın ve büyünannenin parasızlıktan cenazelerinin yapılamayışı insanın yüreğine dokunuyor. Son sahne ise insanın yüzüne çarpıyor sefaleti. İmgelerle dolu bu son sahne, Livaneli'nin Huzursuzluk'unu anımsattı bana. Külüstür bir kamyonet gördüğümde, kendime kahve yapıp içine şeker atarken, süt içtiğimde, patates yerken aklıma gelecek bir kitap kesinlikle.
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,5bin okunma