Define, Mehmet Rauf'tan okuduğum ilk kitaptı. İlk kitap olarak da yerinde bir tercih yapmışım gibi hissediyorum çünkü yormayan, tek oturuşta bitirilebilecek, akıcı bir hikayeydi.
Kitapta, Erzurum'da başhekimlik yapan bir adamın, tedavi ettiği hastasının ricası üzerine -paranın kokusu tatlı geliyor tabi- bir definenin peşine düşmesini okuyoruz. Define avcılığı demek aynı zamanda aksiyonlu bir macera demek olduğu için de başlıyoruz koşturmacaya.
Kitap hakkında söyleyebileceğim olumsuz pek bir şey yok ama kategorilendirildiği gibi polisiye türüne ait olduğunu da düşünmüyorum. Hikayedeki tek gizem definenin yeriydi. Onu da ana karakterimiz kendi kendine bize pek bir şey anlatmadan çözdü zaten. Normalde polisiyelerin amacı okuru da gizemin peşinde sürüklemek, kendi çıkarımlarını yapmasını sağlamak ve genellikle kitabın sonunda bir sürprizle şaşırmaktır. Define ise bunların hiçbirini vermiyor okura ama içinde biraz araştırma, biraz da kovalamaca olduğu için polisiye kokusu sinmiş diyebiliriz sanırım.
Bunun dışında tek oturuşta bitirilecek bir kitapta olması gereken her şeye sahipti. Ağır okumaların arasında dinlendirici olması için tercih edilebilir.