John Steinbeck’in klasikleşmiş ve filmleşmiş kitabı gazap üzümleri amerikanın kapitalist sisteminin ilk zamanlarını keskin bir dille eleştiren bir kitap olarak gözükse de Hatta bazı bölümlerde hükümet kampları denen yerlerde komünist düzenini övse de. Yazar kitapta sanayileşememiş bir toplumun tarıma dayalı bir toplumun birden kapitalist sistemle tanışmasındaki çekilen zorlukları anlatmaya çalışıyor. Çünkü kitapta tarım ve bankacılık anlatılıyor. Kitapta tarım da çalışan da rahatsız, çalıştıran da elindekini kaptırma korkusu ile karşı karşıya gösteriliyor. Fakat şehirde otomobille ilgili herhangi bir işte çalışsan çok çok iyi gösteriliyor ve devamlı Ford, Hudson markalarını övmeler. Yani şehirleşilmesi hatta şehirleşilip tüketici toplumu haline gelinmesini (Amerikan rüyasının başlangıcını) gösteriyor. Çünkü biz bir lokma için çalışırken (Anadolu edebiyatında) yazar et için çalıştırıyor ve en ufak parayı ete çevirttiriyor. Çalışanın ezilmişliğini gösterirken aynı zamanda bugünün kapitalist sisteminin dünden gösteriyor. O yüzden kitap nereden bakılırsa oraya çekiliyor. Bu yüzden kitabı okumayanlar 1 yoruma 5 katılan 3 katılmayan gibi tablo gördüğünde şaşırmasın. Çünkü sizde okuyunca göze çarpan bir antikapitalizmcilik göreceksiniz hatta bazen komünizme yakın hissedeceksiniz ama kitabın inceden inceye tüketim toplumuna kucak açtığını fark edeceksiniz. Bence kitabı alın okuyun ve kitap okunması gereken bir kitap. Edebi anlatım olarak kitap çok akıcı ve güzel. 600 küsur sayfa nasıl geçiyor anlamıyorsunuz. Tabi bazı yerlerde sıkıldığınız olmuyor değil ama bu çok az yerde oluyor. Ben kitabı bu yayın evinde okudum. Bazı kelime hataları var. Bir yerde paragraf tekrarı var ama başka kusur yok.
İyi Okumalar…