Merhaba!
Orhan Kemal’in 1968 yılında kaleme aldığı Tersine Dünya, Türk edebiyatında eşine az rastlanır bir sosyo-politik hiciv ve kara mizah örneğidir. Yazar, alışılagelmiş toplumsal gerçekçi çizgisinin dışına çıkmadan, edebiyat dünyasında sıklıkla karşımıza çıkan "distopya" veya "alternatif evren" modelini muazzam bir yerli üslupla harmanlar.
Romanın en güçlü yönü, okuyucunun zihnine doğrudan bir empati bombası bırakmasıdır. Ataerkil sistemin kadın kimliği üzerine yıktığı tüm mülkiyetçi, baskıcı ve şiddet eğilimli rolleri alan kadınlar, sistemin ne kadar absürt ve sürdürülemez olduğunu adeta gözler önüne serer.
Eser, sadece bir "kadın-erkek rol değişimi" hikayesi değildir; Orhan Kemal’in alametifarikası olan sınıfsal eleştiri burada da kendini sert bir şekilde gösterir. Gücü elinde tutan cinsiyet (kadınlar), tütün fabrikalarında ağır işçi olarak çalışırken ya da pavyonlarda paralarını ezerken; ekonomik bağımsızlığı olmayan cinsiyet (erkekler) ev içinde görünmez bir emeğe mahkum edilir.
Süleyman’ın, karısı hapisteyken namusuyla iş arayıp bulamaması, sistemin ekonomik gücü elinde tutana her türlü ahlaki esnekliği sağladığını, zayıf olanı ise ahlak kuralları ve mahalle baskısıyla nasıl köşeye sıkıştırdığını kanıtlar. Bu yönüyle roman, "Ahlak ve namus, ekonomik olarak güçlü olanın zayıf olanı yönetmek için uydurduğu bir maskedir" tezini savunur.
Orhan Kemal’in sokak diline olan hakimiyeti bu romanda zirve noktalarından birine ulaşır. İstanbul’un kenar mahalle argosu, kabadayı jargonları ve racon kesme ritüelleri kadın karakterlerin ağzına o kadar doğal yerleştirilmiştir ki, yaratılan dünya absürt olmasına rağmen okuyucuya son derece tanıdık ve organik gelir.
Orhan Kemal, rolleri değiştirirken sadece isimleri veya kıyafetleri değiştirmez; söylemi ve dili de tersyüz eder. Kahvehanede oturan, küfür eden, eşini aldatan ve eve sarhoş gelip "erkekliği" (bu evrende kadınlığı) elinde tutan figürlerin yarattığı komedi, aslında kadına yönelik şiddetin ve baskının ne denli trajik olduğunu anlamamızı sağlayan bir panzehirdir. Okuyucu, karısından dayak yiyen Süleyman’ın çaresizliğine gülerken, hemen ardından bu çaresizliğin gerçek dünyada kadınların her gün yaşadığı yapısal bir hapishane olduğunu fark ederek sarsılır.
Eğlendirirken düşündüren, güldürürken utandıran ve en önemlisi "Erkek egemen sistemin mağduru bir erkek olsaydı ne olurdu?" sorusuna edebi dehayla verilmiş en net cevaptır. Türk edebiyatında mizahi toplumsal gerçekçiliğin zirve noktalarından biri olarak mutlaka okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir eserdir.
Sevgiler. Orhan KemalTersine Dünya