Gönderi

Puan vermedi·432 syf.··
2026 4072. kitabı
Bu kitap hakkında en başta söyleyebileceğim şey şu: Ben maalesef o meşhur Bookstagram övgülerine kapılıp beklentiyi fazla yükseltmişim. Kitabı bitirdiğimde ise elimde kalan şey, birbirinin peşine eklenmiş klişeler ve beni bir türlü içine çekemeyen karakterler oldu. Hikâyemiz, büyükbabasının vasiyeti üzerine Dreamland projeleriyle ilgilenmek zorunda kalan Rowan Kane ve şirkette yaratıcı ekipte çalışan Zahra arasında geçiyor. Rowan, dışarıdan bakıldığında sert, mesafeli ve kimseyi umursamayan biri. Zahra ise daha enerjik, hayat dolu ve neşeli bir karakter. Teoride birbirini tamamlayabilecek bir çift gibi görünseler de pratikte ben bu ikili arasındaki çekime bir türlü inanamadım. Daha kitabın ilk bölümlerinden itibaren karakterlerin birbirlerine karşı yoğun duygular hissetmeye başlaması bana çok yapay geldi. Birbirlerini doğru düzgün tanımadan, birkaç tesadüfi temasla başlayan o büyük çekim hissi maalesef beni ikna etmedi. Sürekli aynı döngü tekrarlandı: Birbirlerini görüyorlar, kalpleri hızlanıyor, birbirlerinden etkileniyorlar, yanlarında kendileri olabildiklerini düşünüyorlar... Ama ben bunların arasında gerçek bir duygusal bağ göremedim. Sanki birbirlerinin karakterlerine değil de fiziksel çekimlerine âşık olmuş gibiydiler. Rowan ise benim için kitabın en yorucu kısmıydı. Sert erkek karakter yazmakla kaba ve sürekli somurtan karakter yazmak arasındaki çizgi bazen kaçabiliyor ve burada da biraz öyle olmuş. Sürekli mesafeli davranması, insanları kendinden uzaklaştırması ve ardından da güven problemleri yaşadığını öğrenmemiz beni karaktere yakınlaştırmak yerine daha da uzaklaştırdı. Özellikle çevresindeki insanların güvenini kıran davranışlarını okurken sık sık sinirlendiğimi söyleyebilirim. Zahra'nın gözünde Rowan bazen öyle büyütülüyor ki, sanki dünyadaki en korkutucu ve en ulaşılmaz adam oymuş gibi hissettiriliyor. Bir noktadan sonra bu durum beni yormaya başladı. Zahra'yı Rowan'a göre daha çok sevdim. En azından enerjisi ve olaylara yaklaşımı daha samimiydi. Eski sevgilisi Lance ile ilgili yaşadıkları da karakterine empati duymamı sağladı. Buna rağmen ona da tam anlamıyla bağlanamadım. Çünkü karakterlerin çoğu zaman davranışlarından çok birbirlerine duydukları fiziksel çekim ön plana çıkarılmıştı. İşin ilginç tarafı, kitapta en keyif aldığım bölümler Rowan ve Zahra'nın romantik sahneleri değil, Scott ile Zahra arasındaki mesajlaşmalardı. O bölümlerde doğal bir mizah ve samimiyet vardı. Hatta kitabın sonunda fark ettim ki favori karakterim bile aslında fiziksel olarak hikâyede yer almayan bir karakter olmuş. Bu da benim için kitabın romantik kısmının ne kadar etkisiz kaldığını gösteriyor. Çeviri konusunda da bazı yerlerde takıldım. Özellikle kulağa oldukça tuhaf gelen ifadeler okuma deneyimimi zaman zaman sekteye uğrattı. Belki bu durum tamamen çeviriden kaynaklanmıyordur ama metnin akıcılığını etkilediği kesin. Genel olarak baktığımda, kitap bana romantik komediden çok klişelerin üst üste yığıldığı bir hikâye gibi geldi. Zengin ve sorunlu erkek karakter, neşeli kadın karakter, iş ilişkisi, karşı konulamaz çekim, geçmiş travmalar... Bunların hepsi daha önce defalarca okuduğumuz unsurlar. Elbette klişeler kötü değildir; iyi işlendiğinde çok keyifli olabilirler. Ancak burada ne karakterler beni etkileyebildi ne de ilişkileri bana gerçek hissettirdi. Belki romantik kitaplarda yoğun fiziksel çekimi seven okurlar bu kitaptan hoşlanabilir. Ama benim için karakterlerle bağ kuramadığım, duygusal olarak içine giremediğim ve zaman zaman göz devirmeme sebep olan bir okuma oldu. Bu kadar popüler olmasının sebebini anlayabilsem de benim beklentilerimi karşılayamadı. Kısacası, ben bu kitabı sevemedim. Karakterlere ısınamadım, romantizmine inanamadım ve yazarın kalemiyle de bir bağ kuramadım. Benim için BookTok ve Bookstagram'ın fazla parlatılmış kitaplarından biri olarak kaldı. Maalesef tavsiye edebileceğim bir kitap değil; bana göre zaman kaybıydı.
Küçük DetaylarLauren Asher · Olimpos Yayınları · 20222,577 okunma
·
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.