7/10
·180 syf.··
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 08:20
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Romanya'nın Dobruca bölgesinde bir Tatar köyünde geçen alışılmadık bir aşk hikâyesi. Açıkçası bu romanı okuyunca Stancu'nun neden büyük bir edebiyatçı kabul edildiğini sorgulamadan edemiyor insan. Roman, topal bir Rumen gencinin ağzından anlatılıyor, ancak milliyetlerinin ne olduğu belirtilmeyen iki jandarma ve romanın başındaki denizciler sayılmazsa Rumenler romanda yok mesabesindedir. Roman kahramanları tamamen Tatar, Gagavuz ve Türklerden ibaret. Ancak Rumen baştan sona bu etnik topluluklara yönelik önyargılarla ve aşağılayıcı ifadelerle dolu. Bu üç etnik grup içerisinde en fazla aşağılananın da Hristiyan Gagavuzlar olması ayrıca ilgi çekici. Gagavuzlar topyekûn olarak aşağılık bir topluluk şeklinde tasvir ediliyor: erkekleri ayyaş, kadınları iffetsiz ve pis, papazları sahtekâr ve dolandırıcı ve bütün topluluk frengiden kırılıyor... Romanda yer yer malum ideoloji sebebiyle gereksiz din aşağılaması sezinlense de İslam dini tasvir edilirken oryantalist yaklaşım çok açık bir şekilde görülmektedir. Bu üç etnik grup içinde en masum tasvir edileni Türklerdir. Bunda da Stancu'nun gençliğinde bir Türk kızına aşık olmasının etkisi var mı bilinmez. Zaten bu romanın o aşkın bir ürünü olduğuna dair yorumlar mevcuttur. Romanın belki de en saygın tarafı, Müslümanların jandarmaların zulmüne maruz kalmasını tasvir etmesidir. Tasvir deyince eserde bol bol yer alan Dobruca'nın "vahşi" tabiatının tasvirinden mutlaka bahsetmek gerekir. Her türlü edebî haz ve üsluptan yoksun olan tasvirlerin edebî niteliğini çeviri esnasında kaybettiği farz edilebilir...
Tatar Kızı UrumaZaharia Stancu · Sinan Yayınları · 19736 okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.