Seleften birisi de şöyle demiştir: “Bir kul, dünyanın ilk gününden kıyamete kadar, Allah'a itaat ve ibadet üzere devamlı amel etse bile; kıyamet günü, gördüğü sarsıntı ve dehşet karşısında bunca amelini çok az ve yetersiz bulur.” (sf. 414)
.................
Şüphesiz mahlukatla ölüm ve cennete giriş arasında yüz binlerce musibet ve korku vardır. Her bir korku, ölüm acısını binlerce kat artırmaktadır. Kul, bütün bu korkulardan ancak İlâhî rahmetle kurtulabilir. Şu hâlde kul, kendisini bu korkulardan kurtaracak yüz binlerce rahmete muhtaçtır.
Bu rahmet, onun dünyadaki güzel amellerine karşılık olarak bahşedilir. Çünkü her güzel ve salih amel, bir rahmetin zuhur ve tecellisine sebep olur. Her işinde hikmet sahibi olan Allah’ın hikmeti böyle tecelli etmekte, sonsuz rahmet sahibi Mevla’nın taksim ve tedbiri böyle meydana gelmektedir. Çünkü salih ameller; sevap almak ve hayır karşılık için birer yoldur. Bütün güzel hâl ve hasletler, kul için kurtuluş olan rahmetten kaynaklanmaktadır. Her salih amele bir sevap tayin edilmiştir. Cenab-ı Hak onun ilk meyvelerini dünyada vermektedir. Kuluna dünyada güzel lütuf ve inayette bulunması, yarın ahirette de, rahmet ve fazlıyla nimetini tamamlaması, Aziz ve Alim olan Allah’ın bir takdiridir. Nitekim, ayeti kerimede:
“İyiliğin karşılığı ancak iyiliktir." [Rahman 55/60] buyrulmuştur.
Ayete şu mana verilmiştir: “Allah Teala demek istiyor ki: “Kendilerine tevhid inancını ve anlayışını ihsan ettiklerimizin karşılığı ancak cennettir."
Alimlerden birisi demiştir ki: “Lâ İlâhe illallah” kelime-i tevhidinin karşılığı, Allah Teala’nın cemaline nazar etmekten başkası değildir. Cennet ise, salih amellerin karşılığıdır....... (sf. 415)
Sayfa 414-415, Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu