Louis Gardel’in Sevenlerin Şafağı kitabı, Kanuni Sultan Süleyman, Pargalı İbrahim Paşa ve Hürrem Sultan üçgeninde ilerleyen kısa, akıcı ama tarihsel açıdan epey tartışmalı bir roman.
Öncelikle şunu söylemeliyim: Kitap kötü bir okuma deneyimi sunmuyor. Aksine, sayfa sayısının azlığı, anlatımın hızlı ilerlemesi ve merkezine aldığı ilişki ağı sayesinde kendini kısa sürede okutuyor. Gardel, büyük bir imparatorluk anlatısından çok; iktidarın, yakınlığın, dostluğun, kıskançlığın ve insanın içindeki karanlık ihtirasların peşine düşüyor. Bu yönüyle kitabı tarihî bir roman gibi değil, tarihten ilham alan psikolojik ve dramatik bir kurgu olarak okumak daha doğru olur.
Fakat benim için kitabın en büyük problemi de tam burada başlıyor. Sevenlerin Şafağı, Osmanlı tarihinin çok önemli isimlerini merkeze almasına rağmen tarihsel gerçeklik konusunda fazlasıyla serbest davranıyor. Bazı detaylar okurken insanı duraksatıyor. Özellikle karakterlerin birbirleriyle kurduğu ilişkiler, olayların yorumlanış biçimi ve tarihî kişiliklerin iç dünyalarının sunuluşu, yer yer “acaba bu gerçekten tarihsel bir zemine mi dayanıyor, yoksa tamamen yazarın hayal gücü mü?” sorusunu sorduruyor.
Mustafa’nın annesi meselesi de buna örnek gösterilebilir. Kitapta Gülbahar adı geçince ilk bakışta bir hata varmış gibi durabiliyor; fakat Mahidevran’ın Gülbahar adıyla da anıldığı biliniyor. Yani burada sorun isimden çok, kitabın tarihî bilgileri yeterince açık ve güven verici biçimde aktarmaması. Okur, neyin tarihsel bilgi neyin kurgu olduğunu ayırt etmekte zorlanabiliyor.
Kitapta Süleyman ile İbrahim arasındaki ilişki yer yer dostluk sınırlarını aşan, romantik ya da bedensel bir çekim ima ediyormuş gibi sunuluyor. Bu elbette yazarın edebi tercihi olabilir; fakat tarihsel kişileri bu kadar kesin ve tek bir duygusal eksene hapsetmek bana sorunlu geldi. Çünkü İbrahim Paşa’nın Muhsine Hanım’la evliliği ve mektuplaşmaları da biliniyor. Dolayısıyla tarihsel İbrahim Paşa’yı yalnızca Süleyman’a duyduğu varsayılan tutku üzerinden okumak fazla dar bir yorum gibi duruyor.
Yine de Sevenlerin Şafağı tamamen göz ardı edilecek bir kitap değil. Kısa, farklı, hızlı okunan ve Osmanlı tarihine alışılmış yerli anlatıların dışından bakmaya çalışan bir metin. Eğer tarihsel doğruluk arıyorsanız hayal kırıklığı yaratabilir. Ama “tarihi arka plan olarak kullanan, iktidar ve yakınlık üzerine kısa bir edebi deneme” gibi okursanız ilginç tarafları var.
Benim için güzel bir hikâyeydi; fakat iyi bir tarihsel roman değildi.
Oguzhan DumanSevenlerin ŞafağıLouis Gardel