Fyodor Dostoyevski ’nin şimdiye kadar okuduğum gölgede kalmış ama diğer kitaplarına göre mizah yeteneğini en çıplak haliyle okuduğum tek kitabı Stepançikovo Köyü diyebilirim. Bu kitap aslında trajikomik eserdir. Yazar'ın Sibirya sürgününden döndükten sonra yazdığı bu ilk romanlardan biridir. Sonra ki dönem şaheserlerinin ağır, teolojik ve felsefi havasından uzak gibi görünse de aslında insan psikolojisinin en karanlık dehlizlerine absürt tarafta bir mizahla sunar.
Kitabın genel yapısına bakarsak klasikleşmiş Fyodor Dostoyevski etiketiyle pek alakası yok. Ki bildiğiniz gibi Fyodor Dostoyevski toplumun arasındaki çatışma, yokluk, yokluk, huzursuzluk ve psikolojik analizler yaparken bu kitapta mizahi yönünü daha çok ön plana çıkarmış. Klasikleşmiş Fyodor Dostoyevski 'nin kitaplarına göre daha az karakterle, kalabalık bir dünyada dallanıp budaklanmadan, kaybolmadan ilerlemek çok daha mümkün. Şiddetle tavsiye ediyorum diyemem ama okunabilir.
Ayrıca rahmetli Cemal Süreya bir röportajında “Dostoyevski’yi okuduğum günden beri huzurum yok” demişti. Kendisi galiba Fyodor Dostoyevski 'nin bu kitabını hiç okumadı :D