Bu eserde Ayşe Şasa'ın kendi dilinden hayatına ortak oluyoruz. Bizzat şahsım kitabı okurken Ayşe Şasa 'nın çocukluğuna sarılmayı çok istedim. Çünkü hayatı bütün pedagojik hataların silsilesi şeklinde ilerlemiş. Yalnızlığı, sevgisizliği en derin şekilde yaşamış.
Kitapta bir yerde geçen özellikle içimi burkan bir cümlesi vardı şöyle yazıyor "Adeta Dickens romanlarında yetimhanedeki çocuklara yapılan zulüm altındaydım, kendi evimde yetim gibiydim"
Ben çok yalnız bir çocuğum, bu şişeyi bulan lütfen beni arasın!" diye bir not yazıyorum... Şişeyi denize atıp, rıhtımdan uzaklaşmasını seyrediyorum.
Bunlar sadece birkaç cümle bunun gibi kitabın içerisinde boğazı düğüm düğüm eden cümleleri yani yaşanmışlıkları mevcut...
Hayatını okurken içimden ona sarılmak, acısını ve çocukluğunda yaşadığı bütün acıları dindirmek istedim hep...
Herkese bilinçli ebeveynler, sevgi ve şefkat dolu bir yuva nasip olmuyor. Yıpratıcı bir çocukluk, sancılı bir gençlik ve hepsinin neticesi şizofreni...ve bütün bunların ardından yaşanan bir ruh macerası...