Böyle Göçtü Zerdüşt kitabının yazarı Farhad Kishvery, Zerdüştlük inancı ve İran mitolojisi üzerine yazdığı tarihsel ve biyografik romanlarıyla tanınan bir yazardır.
Günümüzden yaklaşık olarak 3500 ila 4000 (MÖ 2 bin yılı ortaları ile MÖ 6 yy arası) Zerdüşt tarafından kurulduğu bilinen Zerdüştlük dini ve Zerdüşt'ü yine o topraklarda doğmuş bir yazarın kaleminden okumak için Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabından önce bu kitaba başlamak istedim. Evet yazarın dili sade ve bu da kitabı okumayı kolaylaştırıyor ancak ya çeviriden ya da yazarın anlatım biçiminden bölüm geçişlerinde kopukluklar hissettim.
Kitaba başlamadan önce mutlaka her kitabın arka kapağındaki yazıyı okurum. Böyle Göçtü Zerdüşt kitabının arka kapağının son kısmında da her ne kadar ülkesinde çok tartışılan bir kitap olduğu belirtilmişse de maalesef ben bu etkiyi alamadım. Zira kitaba başlarken ki beklentim felsefi diyaloglar, insanı düşünmeye ve sorgulamaya sevk edecek anlatımların olacağı düşüncesiydi fakat dümdüz, biyografi tadında anlatılmış bir kitap buldum karşımda :)
Kitabın içeriğinden biraz bahsedecek olursam da; Zerdüştlük dini gelmeden önce bölgenin insanları "Zürvan'a (İran mitolojisinde dünya yaratılmadan önce var olan tek güç, Zerdüştlüğün kutsal kitabı Avesta'da ise zaman olarak geçer) inanıyorlar ve Zürvan'ın önce dünyayı daha sonra da Ahuramazda (iyilik,ışık tanrısı) ve Ehrimeni (kötülük, karanlık tanrısı) ve en sonda da insanları, hayvanları, bitkileri yarattığına ve onlara doğum ve ölümü verdiğine inanıyorlar.
Bir gün kutsal mabetlerinde Ehrimenin yaratmış olduğu kötü ve küçük varlıklar (şeytan,iblis) olan Divlere kurban edilecek olan ineğe işkence edilerek kanının akıtılması Zerdüşt için olayların başlangıcı oluyor (tapınağa girmiyor, ayinlere katılmıyor) çünkü hiçbir canlıya kurban adı altında eziyet edilmesini istemiyor bunun sonucunda da tapınak görevlileri ve Hakim olarak seçilen kerpenler tarafından şehirde istenmiyor. Ve o da babası tarafından eski atalarının dinine bu şekilde hakaret ettiği için Bilge Berzin in yanına gönderiliyor. Onunla biraz kaldıktan sonra aradığı şeyi orada bulamayacağını anlayarak şehir şehir dolaşıyor, gittiği her şehirde o bölgenin bilge kişilerine merak ettiği, sorguladığı şeyleri soruyor ancak aradığı cevabı bulamayarak tekrar geri dönüyor.
Bu kitapta Zerdüşt'ün bir mağarada aydınlandığı ve dünyanın bilinen ilk tek Tanrılı inancının vahyini mağarada aldığı yazıyor ancak benim araştırdığım ve youtube kanalı aracılığıyla Zerdüşt hakkında dinlediğim videolarda Zerdüşt'ün 30 yaşlarında bir nehir kıyısında Ahuramazda'nın görevli meleğinin yanına gelmesi ile aydınlandığı anlatılıyor....
Zerdüşt mağarada aydınlanma yaşadıktan ya da vahiy aldıktan sonra önce kendi şehrinde bunu yaymak istiyor ancak büyük bir direniş ve ölüm cezası ile karşılaşınca kendisine inanan birkaç kişi ile şehrini terk ederek başka diyarlarda öğretilerini anlatmaya çalışıyor. Bakterya şehrinde ise Şah'ın Zerdüşt'ün dinini resmi din kabul etmesi ile Zerdüştlük dini yayılmaya başlıyor.
Kitap yukarıda da belirttiğim gibi çok sade ve dümdüz anlatılmış. Zerdüşt'ün anlattığı cennet, cehennem, Çinvat (sırat) köprüsü, Adem Havva, ödül ceza olaylarına hiç değinmemiş. Bilgelerle Zerdüşt'ün konuşmalarında bilgi açlığını doyuracak tarzda diyaloglar kurulmamış amma yine de çok kötüydü diyemem. Kendini okutturacak kadar akıcı bir kitap.
Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Konu ile ilgili bir çekim hissetmesemde😅 açıklamalar özellikle benim gibi konuya uzak insanlar için gayet açık ve anlaşılır canım arkadaşım kalemine sağlık kuzum🥰 sayende ufak defek bilgim oldu😍
Daha çok yazmak istediğim şey vardı ama pc'den değil de telefondan incelemeyi yazmaya başlayınca kastı niraz yazamadım şefim 😊 beğenmenize sevindim, çok teşekkür ederim. Huzurlu vakitler dilerim 🙏😊💫🌿