Gönderi

Her Sabah Sıfırdan Başlayan Bir Kabus
7/10
·376 syf.··
2026 66. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kurgusu sizi içine çeker ama hissettirdiği o yoğun klostrofobik atmosfer yüzünden okurken nefesinizi tuttuğunuzu fark edersiniz. S. J. Watson ’ın Uyuyana Kadar romanı benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. Baştan söyleyeyim: Bu kitap herkesin rahatlıkla okuyabileceği, sakin bir gizem hikayesi değil; ciddi anlamda tekinsiz, gerilimli ve yer yer insanı psikolojik olarak çok rahatsız eden bir yapıya sahip. Eklemek İstediğim Önemli Bir Not: Kitabın genelinde beni hikayeden ve karakterlerden ciddi anlamda uzaklaştıran, okuma keyfimi kaçıran bazı detaylar vardı. Özellikle aralara serpiştirilmiş olan ilişki sahneleri bana hem çok gereksiz hem de anlatım tarzı olarak çok vıcık vıcık geldi. Bu sahnelerin hikayeye hiçbir katkısı olmadığı gibi, zaten var olan o tekinsiz ve sapıkça atmosferi iyice katmerlemiş. Açıkçası bu detaylar ve kitabın aşırı doz gerilimli yapısı beni çok huzursuz etti. Benim gibi bu tarz sahnelerden ve aşırı bunaltıcı, rahatsız edici ilişkilerden hoşlanmayan okurlar için kesinlikle tavsiye etmeyeceğim bir kitap hiç olmasın demiyom olsun ama şeyini çıkarmadan. Ne Anlatıyor? Ana karakterimiz Christine, her sabah hiç tanımadığı bir yatakta, tanımadığı bir adamın yanında uyanıyor. Aynaya baktığında ise beklediğinden çok daha yaşlı bir yüzle karşılaşıyor. Yanındaki adam, onun kocası Ben olduğunu ve geçirdiği büyük bir kaza yüzünden her gece uyuduğunda hafızasının sıfırlandığını söylüyor. Christine, her gün hayatını bu yabancı adamdan yeniden öğrenmek zorundadır. Ancak bir gün, doktorunun yönlendirmesiyle gizlice tuttuğu günlüğü bulur ve ilk sayfada kendi el yazısıyla yazılmış o tüyler ürpertici notu görür: "Ben'e güvenme." Bu Kitap Neden Herkese Göre Değil? (Rahatsız Edici Unsurlar) Kitabı okurken bazı okurların (ve benim de yer yer) neden çok huzursuz olduğunu ve hikayeyi "vıcık vıcık" ya da "sapıkça" bulabileceğini çok iyi anladım. Bunun birkaç temel sebebi var: Manipülasyon ve Güvensizlik Hissi: Kitap boyunca tamamen savunmasız, hafızası olmayan bir kadının en yakınındaki insan tarafından nasıl yönlendirildiğini izliyoruz. Bu durum, hikayeye çok karanlık, tekinsiz ve insanı içten içe irteleyen kirli bir atmosfer katıyor. Karakterler arasındaki ilişkilerde hissettiğiniz o samimiyetsizlik ve gizli niyetler, okuyucuda psikolojik bir rahatsızlık yaratıyor. Aşırı Yüksek Gerilim ve Klostrofobi: Christine'in evi adeta bir hapishane gibi. Sürekli aynı şeyleri yaşaması, her gün aynı yalanların etrafında dönmesi okurken insanı inanılmaz derecede geriyor ve klostrofobik bir havaya sokuyor. Korku unsurları kanlı sahnelerle değil, tamamen bu çaresizlik ve güvensizlik hissiyle veriliyor. Kitabın Başarılı Olduğu Nokta Yazarın hakkını teslim etmek gerekirse, amnezi (hafıza kaybı) konusunu bir gerilim unsuruna dönüştürme şekli çok başarılı. Okuyucu olarak siz de tıpkı Christine gibi kimin doğru, kimin yalan söylediğini asla ayırt edemiyorsunuz. Sayfaları çevirirken yaşadığınız o paranoya hissi, kitabın sonuna kadar yakanızı bırakmıyor. Son Söz Uyuyana Kadar, psikolojik gerilim türünün en saf ve en karanlık örneklerinden biri. Eğer okurken sizi germeyecek, içinizi karartmayacak ve huzurlu hissettirecek bir kitap arıyorsanız, bu romandan kesinlikle uzak durmalısınız. Ama insan zihninin karanlık oyunlarını ve ağır psikolojik ters köşeleri seviyorsanız, sizi uykusuz bırakacak bir tempoya sahip, uyumadan önce okuyamadıımm. Puanım: 7 / 10
İnceleme
Uyuyana KadarS. J. Watson · Doğan Kitap · 2012848 okunma
·
82 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.