“Maziden kalan okumalardan…”
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
MARKİZ'DEKİ KADIN AYŞE ÖVÜR Ayşe Övür’ün daha önce Botter Apartmanı romanını okumuş ve Nilüfer karakteriyle ilk olarak o eserde tanışmıştım. Markiz'deki Kadın ile ise Nilüfer’in gençlik yıllarına, hayatının en başına doğru hüzünlü bir yolculuğa çıktım; 1990’lı yıllardan 70’li yıllara geri dönerek onu bugünkü haline getiren kırılma noktalarına tanıklık ettim. Botter Apartmanı’nı okurken Nilüfer’in bazı kararlarını kendimce eleştirmiş, “Böyle olmamalıydı, bu yaptığı yanlış değil mi?” diye düşünmüştüm. Fakat bir yandan da onun o derin hüznü yüreğime dokunmuştu. Neden böyle bir hayat yaşadığını, onu bu noktaya getiren asıl sebepleri ancak bu romanda kavrayabildim. Nilüfer; babası kimya öğretmeni, annesi ise olağanüstü yetenekli bir terzi olan bir ailenin üç çocuğundan en küçüğüdür. Maharetli elbiseler diken annesi Aliye Hanım, zamanla ününü artırarak Mısır Apartmanı’nda kendi terzihanesini açacak kadar rüştünü ispat etmiş bir kadındır. Kızının iyi bir eğitim almasını arzuladığı için de okulunda parmakla gösterilen Nilüfer’i bir Fransız okulunda okutmuştur. Arkeoloji okuma hayalleri kuran Nilüfer, ablası Leyla ile çok iyi anlaşırken, evin uçarı ve ele avuca sığmaz çocuğu Orhan ise bambaşka bir dünyada yaşamaktadır. ****** Romanın asıl kırılma noktası ise tarihi Markiz Pastanesi’nde başlar. Nilüfer, çok sevdiği ve evlilik hayalleri kurduğu Selim’den gözyaşları içinde ayrılmak zorunda kalır. Çünkü abisi Orhan, üniversite yıllarında sol görüşlü arkadaş gruplarına dahil olmuş, siyasi bir olaya karışarak tutuklanmıştır. Annesi Aliye Hanım, oğlunu kurtarabilmek için sosyete çevresinden tanıdığı nüfuzlu insanlardan çaresizce yardım ister. Dönemin meşhur Sansaryan"dan Orhan’ı çekip almak hiç kolay değildir; zira oraya sağ girenin ölü çıktığı, çıksa bile artık "yaşayan bir ölüye" dönüştüğü karanlık bir dönem yaşanmaktadır. Bu noktada devreye giren bürokrat Muammer Bey yardım etmeyi kabul eder ancak karşılığında ağır bir bedel ister: Güzeller güzeli Nilüfer, babasının baskılarıyla büyümüş ve kendi kararlarını vermekte zorlanan oğlu Haluk’la evlenecektir. Nilüfer evliliğine şiddetle karşı çıkarken, Haluk da bu dayatmanın arasında sıkışıp kalır. Sansaryan’da ağır işkenceler görüp tanınmaz hale gelen Orhan, kardeşini nasıl teselli edeceğini bilemeyen çaresiz Leyla, evladını kurtarmak için her şeyi göze alan Aliye Hanım ve tüm bu trajediyi sessiz bir kayıtsızlıkla izleyen baba Asım Bey... Tüm bu kördüğümün ortasında Selim ise sevdiği kadını, üstelik üniversiteden en yakın arkadaşı olan Haluk’a, Orhan'ın hayatı karşılığında öylece bırakmak istemez. Nilüfer’i kaybetmeyi göze alamadığı için durumu tersine çevirecek gizli bir plan yapar. Lakin planın hayata geçebilmesi, tamamen Nilüfer’in vereceği karara bağlıdır. Her bir karakterin kendi çıkmazında boğulduğu bu hikaye, gerçekten yürek burkucu. Markiz'deki Kadın, Ayşe Övür’ün okuduğum ikinci kitabı oldu. Yazarın bir eseri daha var, onu da şimdiden kitapçıdan aldım bile, inşallah en kısa sürede okuyacağım. Ayşe Övür'ün güçlü kalemini, incelikli kurgusunu, akıcı üslubunu ve en derin duyguları bile büyük bir yalınlıkla aktaran dilini çok beğendim. Edebiyat dünyamıza daha nice eserler kazandırmasını canıgönülden temenni ederim. Markiz'deki Kadın Ayşe Övür
Roman
Markiz'deki KadınAyşe Övür · Remzi Kitabevi · 2025302 okunma
·
257 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Derya _tirimujgan
Gönderi Sahibi
Merhaba🌺💫 Evet romandaki karakterleri sorgulamış Nilüfer'e açıkçası kızmıştım. Ama yürek burkan hüznü de beni düşündürmüştü. Meğerse işte.... Yine de yaptığın hoş karşılamıyorum. Ama kader diyebiliyorum sadece. Meursault insanı çatlatan bir gamsızlığa, boşvermişliğe sahipti... Bugün anam öldü 😅😀bu nasıl bir duygu 😅 Amannb napcan olur böyle şeyler der gibi😂😂😂 Birde roman karakterleri içinde Stepançikovo Köyü romanındaki Foma Fomiç beni deli etmişti. Hani insanın eline terliği alıp evire çevire dövesi geliyor 🤭🤗🫣 Yazarların gözlem ve yazıya aktarılmları çok başarılı.Yoksa nasıl hissederiz bu duyguları 🙃 Beğenmiş olmanıza sevindim. Değerli yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim.Ziyadesiyle memnun oldum🥰🌸 İyi akşamlar diliyorum.
Romandaki karakterleri sorgulamışsan bu kesinlikle yazarın okuyucusunda uyandırmak istediği duygudur bence arkadaşım. Ben Albert Camus'un Yabancı romanındaki Meursault'u bir kaşık suda boğmak istemiştim. Gamsızlığıyla beni sinir etmişti. Meğerse yazar da bu duyguyu hissetmemizi istemiş. 😊 Kalemine sağlık, keyifle okudum.☕️💐💐🙋‍♀️