Avusturyalı yazar Stefan Zweig tarafından 1922 yılında yayımlanan kısa öykü eseri.
Burjuva sınıfının rahat ve kaygısız yaşamı içerisinde hayatını sürdüren Baron Friedrich Michael von R., bir at yarışı sırasında kendisinden asla beklenmeyecek bir suç işler. Ancak bu olayın ardından suçluluk ya da utanç duymak yerine, uzun zamandır hissetmediği ölçüde güçlü bir yaşama sevinci hisseder. Böylece, zamanla köreldiğini düşündüğü duyguları yeniden gün yüzüne çıkar ve onu hayata tekrar bağlayan, yaşamını kökten değiştirecek “olağanüstü bir gece” başlar.
Stefan Zweig, bu eserinde yüksek sosyal statüsü ve maddi refahı nedeniyle yaşamındaki amaç duygusunu yitirmiş, tutkuları ve hisleri giderek körelmiş bir aristokratın toplumun diğer kesimlerine nasıl yabancılaştığını ve farklı insanlarla kurduğu kısa süreli temasların hem kendisinde hem de çevresinde nasıl bir dönüşüme yol açtığını etkileyici bir şekilde anlatmaktadır.
Eserin ilk bölümleri, karakterin iç dünyasını ve ruhsal boşluğunu yansıtması nedeniyle yer yer durağan görünebilir. Ancak hikâyenin merkezindeki gecenin başlamasıyla birlikte anlatı hız kazanıyor ve son derece akıcı bir hâle geliyor. Zweig’ın insan psikolojisine dair gözlem gücü ve karakter çözümlemeleri, bu kısa öyküyü unutulmaz kılan unsurların başında geliyor.
“Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan, bütün insanları anlar.”