Rus yazar Anton Çehov tarafından 1892 yılında kaleme alınan kısa roman niteliğindeki bir öykü eseri.
Rus İmparatorluğu’nun taşra kasabalarından birindeki akıl hastanesinde geçen eserde, sürekli takip edildiği düşüncesine kapılan İvan Dmitriç’in korkuları zamanla paranoyaya dönüşür ve akıl sağlığını yitirmesine neden olur. Bunun sonucunda, Doktor Andrey Yefimıç’ın görev yaptığı hastanenin "Altıncı Koğuş" olarak bilinen bölümüne yatırılır. Dmitriç, diğer hastalarla birlikte hastanenin kötü koşullarına, adaletsizliklere ve maruz kaldıkları şiddete karşı sürekli bir isyan hâlindeyken; günlerini kitap okuyup bira içerek geçiren ve yaşanan olumsuzluklara kayıtsız kalmayı tercih eden Yefimıç, olaylara daha farklı bir perspektiften yaklaşmaktadır.
Anton Çehov, bu iki karakter arasında geçen ahlaki, felsefi, dini ve sosyoekonomik temelli diyaloglar aracılığıyla iki farklı insan tipini karşılaştırmakta; toplumun sorunlarına karşı duyarsız kalan, başkalarının acılarıyla ilgilenmeyen ve yalnızca kendi konforunu korumaya odaklanan bireylere ve sosyal sınıflara yönelik eleştirilerini okuyucuya aktarmaktadır.
"Ancak şundan emin olabilirsiniz ki, efendim, daha iyi zamanlar göreceğiz! Kendimi amiyane bir yolla ifade etmiş olabilirim, bana güleceksiniz, ancak yeni bir hayatın şafağı ışıyacak, hakikat galip gelecek ve bizim sokağımıza da bayram gelecektir!"