Şimdi düşünün ki sevgi dolu bir mesajı eşinize göndereceğiniz yere, yanlışlıkla iş arkadaşınıza gönderiyorsunuz. Normalde böyle bir durum düzeltilip gülüp geçeceğiniz anlık bir dalgınlığın ötesinde vücut buluyor. Çünkü iş arkadaşınız da size sevdiğini söyleyen bir mesajla cevap veriyor. Çok zor bir durum olsa gerek. Konu bu kadar basit değil. Çünkü bundan sonra artık sizin de müdahale edemeyeceğiniz saplantılı bir hale bürünüyor.
Böyle bir durumda elbetteki bir takım seçenekler var. Mesajın yanlışlıkla geldiğini söylemek, hiç cevap vermemek ya da isteksizce de olsa ufak bir gülen yüz simgesi göndermek. Peki Adam ne yaptı derseniz maalesef son seçenek olan gülen yüz simgesi gönderdi, bunun nelere yol açabileceğini bilmeden.
Adam onu sevmiyordu, en azından kendine sürekli bunu söylüyordu. Eşine karşı büyük bir sevgi bir ilişkilerinin bulunma korkusunu taşıyordu aynı zamanda. Ama insan bazen sevmediği birine değil, içinde ilk kez fark ettiği eksik parçaya çekilirdi belki de. O andan sonra vicdanıyla kalbi arasında ince, karanlık bir yol açıldı. Çünkü yanlışlıkla başlayan bazı hikayeler, insanın en gizli yalnızlığını ortaya çıkarıyordu kimbilir.
Yanlışlıkla gönderilen birkaç kelimelik bir dalgınlık, birkaç saniyelik bir hata, karşı taraftan gelen sıcak cevap ile içinde yıllardır unuttuğunu düşündüğü bir boşluğu uyandırdı belki de. İstemsizce bir durumun içine düşmüştü. Uzaklaşmaya çalıştıkça sanki daha çok içine çekiliyordu bu durumun. Ama insan bazen en çok kaçmak istediği duygunun içinde nefes aldığını fark eder. İş arkadaşıyla kurduğu o yasak yakınlık, önce küçük bir sır gibi başladı, sonra içinden çıkmak istemediği karanlık bir girdaba dönüştü. Çünkü bazı insanlar aşkı değil, kendilerini yeniden hissettiren duyguyu severdi. Ve adam, her mesajda biraz daha kaybolurken, aslında geri dönmek için hiçbir çaba göstermiyordu sanki.