Merhabalar kitapsevenherkes ailesi
Çıplak Babalar, Alzheimer hastalığı üzerinden hafızanın, aile bağlarının ve vedalaşmanın farklı yüzlerini anlatan oldukça etkileyici bir roman.
Kitap boyunca bir babanın yavaş yavaş anılarını kaybedişine tanıklık ederken, aslında geride kalanların yaşadığı duygulara da ortak oluyoruz. Yazar, hastalığın yarattığı hüznü abartılı bir dramatizme kaçmadan, sade ama güçlü bir dille aktarmayı başarıyor. Bu nedenle okurken kendinizi karakterlerin yanında, onların sessizliğini ve çaresizliğini hissederken buluyorsunuz.
En çok sevdiğim yönlerinden biri, sevgi ve hafıza arasındaki ilişkiyi sorgulatması oldu. İnsan hatıralarını kaybettiğinde geriye ne kalır? Birini hatırlayamamak, ona duyulan sevgiyi de yok eder mi? Kitap boyunca bu sorular zihnimde dönüp durdu.
Bu eser, yazarın üçlemesinin son kitabı olmasına rağmen tek başına da rahatlıkla okunabiliyor. Ben seriye sondan başlamış olmama rağmen hikâyeye yabancılık çekmedim. Aksine, bu kitap diğer iki kitabı da okuma isteği uyandırdı.
Hüzünlü ama samimi, ağır ama bir o kadar da insani bir roman. Son sayfayı çevirdiğimde içimde sessiz bir burukluk kaldı. Kitap olaylarıyla değil, hissettirdikleriyle hatırlanıyor. Çıplak Babalar da benim için tam olarak böyle bir kitaptı.
Bir sonraki kitaba kadar kendinize iyi bakın
#KitapÖnerisi #KitapYorumu #NeOkusam #KitapTutkusu #Kitapseverler