Kendimi oldukça rahatsız bir atmosferin içinde buldum. Hakan Günday zaten sert ve karanlık bir dünyayı anlatmayı seviyor ama bu kitapta o sertlik daha yoğun hissettirdi. Her şey biraz kirli, biraz boğucu ve fazlasıyla gerçekti.
Karakterin yalnızlığı, öfkesi ve hayata karşı duyduğu yabancılık duygusu çok çarpıcıydı. Zargana fiziksel olarak zayıf bir figür gibi görünse de iç dünyası oldukça karmaşık ve sert. Onun gözünden dünyaya bakmak kolay değil; çünkü yazar okuyucuyu konfor alanında tutmuyor. Yer yer rahatsız ediyor, sorgulatıyor, hatta huzursuz ediyor.
Kitabın dili akıcı ama aynı zamanda keskin. Bazı cümleler tokat gibi çarpıyor. Hakan Günday’ın o sivri ve yer yer alaycı üslubu burada da kendini hissettiriyor. Olaylardan çok karakterin iç dünyası ve sistemle olan çatışması ön planda.
Okurken zaman zaman karamsarlık ağır bastı ama tam da bu yüzden etkileyici buldum. Çünkü anlatılanlar abartı gibi dursa da aslında toplumsal bir arka planı var. Güç, ezilme, dışlanma ve hayatta kalma çabası satır aralarında sürekli hissediliyor.
Kolay bir kitap değil ama etkili bir kitap. Bitirdiğimde içimde hafif bir ağırlık kaldı. Hakan Günday’ın sert anlatımını sevenler için güçlü bir okuma; daha yumuşak hikâyeler arayanlara ise ağır gelebilir.