BRONZ 5 #kitapyorumu
"Savașım hiçbir zaman bitmeyecek," dedi. "Ama uğruna savaş vereceğim tek şey sensin."
Bronz’un, Hisar’ın uğradığı haksızlıklara karşı bir kalkan gibi Efrem’in karşısına dikilmesi, her gerçeği yüzüne bir tokat gibi çarpması ve ona en büyük cezayı yani ömür boyu sürecek bir vicdan azabını vermesi... Bu sahnede Bronz’un o soğuk, karanlık ama His’i sonuna kadar koruyan aurasına bir kez daha hayran kaldım. Bronz sahiplenmesi diye de bir gerçek var ve bu sahnelerde hissettirdiği o sarsılmaz aidiyet duygusu kalbimi bir kez daha eritti. Bronz’un o kriz anlarındaki sarsılmaz, acımasız ama ekibini koruyan liderliği bir kez daha neden İmparator olduğunu kanıtladı. Hele o son sayfalarda, çatışmanın ve ihanetin tam ortasındayken bile birbirlerinin gözlerinde teselli bulan o iki liderin, İmparator ve İmparatoriçe'nin dik duruşu tüylerimi diken diken etti.
Günlük kısımlarıyla mahvoldum. Bir annenin kızına sadece altı saniye sarılabilmesi ve o kısacık şefkatin bile babası tarafından kızının hafızasından vahşice silinmesi... Göğsüme tam anlamıyla bir öküz oturdu. Haris’e karşı içimde muazzam bir nefret büyüdü.
Öyle bir yüzleşme sahnesi vardı ki kelimelerin bittiği, müziğin ve acının konuştuğu, okurken insanı duygusal olarak tamamen tüketen ama bir o kadar da hayran bırakan türden. Nefesimi tutarak okuduğumu söyleyebilirim. Son sayfalardaki ters köşeler inanılmazdı. Tüm seri boyunca His’in yaşadığı o acıları, kayıpları ve zihnine vurulan zincirleri okurken içimiz sökülmüştü. Ama bu kitabın sonundaki o uyanış... His'in geçmişini, çalınmış yıllarını, dökülen kanları ve her bir detayı hatırlaması muazzamdı. Finalde bizi nasıl bir mahşer yeri bekliyor hayal bile edemiyorum. Son kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.