Puan vermedi·160 syf.··
2023 90. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2023 04:12
‎Yun Ko-eun, Afet Gezginleri ile okuru, yıkımın bile bir "ürün" olarak satılabildiği o soğuk ve tekinsiz dünyaya davet ediyor. Romanın merkezindeki "Jungle" adlı turizm şirketi, afet bölgelerini egzotik birer destinasyon olarak pazarlarken, aslında çağımızın en büyük hastalığını teşhir ediyor: Felakete karşı duyarsızlaşma. ‎ ‎Yun Ko-eun, felaketi bir olaydan ziyade, bir ruh hali gibi tanımlıyor: “Afet dediğimiz şey tıpkı depresyon gibi, her yerde uykuya yatmış bekliyordu.” Bu cümle, kitabın ürkütücü atmosferini kusursuz özetliyor. Afet, bir gün aniden kapımızı çalacak bir misafir değil; zaten bizimle yaşayan, hayatımızın dokusuna işlemiş, her an tetikte bekleyen sessiz bir potansiyel. İnsan, kendi içsel yıkımı olan depresyonla dışsal yıkım olan afeti aynı potada eritiyor. Bu potada eriyen aslında felaketin, modern insanın konfor alanına sızmak için fırsat kollayan bir gölge olduğu gerçeğidir. Yazarın kurduğu bu bağ, afetleri dış dünyada gerçekleşen talihsizlikler olmaktan çıkarıp, insanın zihnindeki o karanlık, hareketsiz ve her an uyanmaya hazır kuluçka evresine taşır. Bir anlamda bizler, felaketlerin sadece tanığı değil, onları kendi içimizde büyüterek gündelik hayatın sıradanlığına yediren taşıyıcılarıyız. Bu sessiz bekleyiş, insanın kendine yabancılaşmasının ve hiçbir şeyin nihayetinde yolunda gitmeyeceğine dair o derinden gelen, bastırılmış kabullenişin sessiz bir yansımasıdır. ‎ ‎Roman, zamanın lineer akışını değil, içsel olarak genleşen anların ağırlığını tartıyor: “Bazen şu an içinde bulunduğumuz andan daha kısa bir boşluk hayatımıza daha büyük bir etki edebiliyordu.” Karakterimiz Yona için o "boşluk", şirkette yaşadığı tacizle başlayan ve Mui adasında derinleşen kırılma anlarıdır. Hayat, uzun yıllar süren çabalarla değil, saniyelik bir boşlukta, o "yapılmayan" veya "fark edilen" tek bir anla bambaşka bir yörüngeye oturuyor. Turizmin özündeki "uzaklaşma" dürtüsünü yazar, bir varoluş arayışına dönüştürüyor: “Gittiğimiz yer her gün örtündüğümüz yorgandan, her gün kullandığımız tabaktan yeterince uzakta olmalı ki etrafa daha bağımsız bakabilelim, öyle değil mi?” Ancak Mui adası, bu "bağımsız bakışın" aslında bir yanılsama olduğunu kanıtlıyor. Uzaklaştığımızı sandığımız her yer, aslında kendi içimizdeki kaçışın bir yansıması; yorganımızdan, tabağımızdan uzakta olsak bile kendi felaketlerimizi de bavulumuzda oraya taşıyoruz. ‎ ‎Sonuç: Felaketin İçindeki Kendi Felaketimiz ‎ ‎​Afet Gezginleri, bir turistin gözünden afet bölgesini izlerken, sonunda turistin kendi hayatının bir afet bölgesine dönüştüğünü fark etmesini anlatıyor. Yun Ko-eun, başkalarının acısını tüketerek kendi varlığını anlamlandırmaya çalışan "Jungle" çalışanları ve turistler üzerinden, modern dünyanın vicdani iflasını belgeliyor. Kitap bittiğinde, "felaket" artık sadece televizyonda izlenen o görüntüler değil; kendi hayatınızın, kendi tercih ettiğiniz yıkımların o sessiz, pusuda bekleyen hali oluyor.
Edebiyat
Afet GezginleriYun Ko-eun · Doğan Kitap · 202384 okunma
·
24 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.