Gönderi

9/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
Selam. Normalde kitap yorumlarımı bu üslupla hazırlamam. Ama Petrikor bende öyle bir iz bıraktı ki, bu kez okurken zihnimden geçenleri sanki bir dış ses anlatıyormuş gibi yazmak istedim. #kitapyorumu Okur, kitabı en güvenli alanında; evinde, sakinliği bulduğu ilk fırsatta, köpüklü orta şekerli kahvesi eşliğinde okumaya başladı. İlk işi kitabın adı olan Petrikor’un anlamına bakmak oldu. Sonra kendisinin de bir pluviyofil olduğunu öğrendi ve sayfaların arasına daldı. Metaforlar, iç monologlar ve adamla kadını sembolize eden gezegen paradoksu arasında kayboldu. Sanki her cümlenin altında başka bir cümle, her paragrafın içinde keşfedilmeyi bekleyen yeni bir anlam saklıydı. Neden yazar mahlas kullanmıştı? Okurun kafasında sayısız teori oluştu. Ayrıca kitaptaki adam ve kadın karakterlerin bu obsesif tavırları gerçekten nevrotik bir zihin yapısından mı kaynaklanıyordu, yoksa bunun altında bambaşka bir sebep mi vardı? Okurun zihni sürekli Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’ne gidiyordu. Oradaki, sevdiği kadının dokunduğu her nesneye anlam yükleyen, aşkı giderek bir takıntıya dönüştüren karakteri hatırladı. Bu kitaptaki adamda da aynı durum mu söz konusuydu? Bu yüzden kitabı sık sık elinden bıraktı. Düşündü, analiz etti, hissettiklerini kendi içinde tarttı. Kitap okuru yoruyordu ama okur Başak burcuydu; detayları, ince ipuçlarını ve satır aralarına gizlenen anlamları seviyordu. Okur, okuduklarının yaşanmış hislerin izlerini taşıdığını daha ilk sayfadan itibaren sezmişti. Bu yüzden zihni hiç susmadı. Sayfalar ilerledikçe gerçekler tüm çıplaklığıyla karşısına çıktığında, kitaba bambaşka bir yerden bakmaya başladı; daha çok hissederek, daha çok empati kurarak, daha çok insan olmanın kırılganlığını düşünerek… Finali ise taş basamakların üzerinde, şehre kuşbakışı bakan masmavi gökyüzünün altında yaptı. Ama kitabı bitiren yalnızca sayfalar değildi; zihni de karmakarışıktı. Aşk neydi? Sevgi neydi? İlişkiler neydi? Kalbin yenildiği, aklın hükmedemediği ve toplumun “etik değerler” diyerek sınırlar çizdiği o görünmez alan, bir insanın hayatını nasıl bu kadar altüst edebilirdi? İnsan dediğin şaşamaz mıydı? Hiç yaşayacağını düşünmediği duyguların içinde bulamaz mıydı kendini? İş gerçekten başa düştüğünde o katı kurallar aynı sağlamlıkta kalabilir miydi? Yine de aklında cevabını bulamadığı sorular kaldı. Özellikle “siyah ihanet” olarak zihnine kazınan o ince detay… Ve sonra final. Okur uzun süre sonun kurgu olup olmadığını düşündü. Hatta kurgu olmasını diledi. Çünkü hiçbir insan, en masum hâliyle hissettiği duyguların sonunda böyle bir gerçekle karşılaşmamalıydı. Böyle bir son yaşamamalıydı. Son sayfayı kapattığında içinde tek bir dilek vardı: Final kesinlikle kurgu olmalıydı… Bazı kitaplar bittiğinde hikâye susar ama insanın zihnindeki tartışma uzun süre devam eder ya… Petrikor benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Yazarımızın kalemine, yüreğine sağlık. Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202670 okunma
·
41 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Merhaba arkadaşım çekilişe katıldı da destek olmak için linke tıklayıp beğenir misiniz rica etsem? : instagram.com/reel/DZQR5dFqMP...