Gönderi

Herkesin Bir Kumarı Var
8/10
·177 syf.··
2026 14. kitabı
Kumarbaz, şu ana kadar okuduğum Dostoyevski kitapları arasında en beğendiğim eser oldu. Kitaba 8/10 veriyorum. İlk bakışta kumar üzerine yazılmış bir roman gibi görünse de ben kitabın asıl konusunun kumar değil, insanın tutkularına ve takıntılarına yenilmesi olduğunu düşünüyorum. Roman boyunca dikkatimi çeken şey, neredeyse bütün karakterlerin bir şeylerin esiri haline gelmiş olmasıydı. Aleksey kumarın, General Matmazel Blanche'ın, Polina ise Fransızın etkisinden kurtulamıyor. Her biri farklı bir şeyin peşinden sürükleniyor ve sonunda o şey tarafından sömürülüyor. Romanı bitirdikten sonra fark ettiğim şey, aslında kitaptaki en büyük kumarbazın sadece Aleksey olmadığıydı. Kumar masasına oturan kişi Aleksey olsa da romandaki hemen hemen herkes başka bir şey uğruna hayatını riske atıyordu. Kimi aşkı, kimi parayı, kimi statüyü, kimi de gururunu bir kumar masasına sürüyordu. Bu yüzden kitabın adı Kumarbaz olsa da Dostoyevski bana göre sadece kumarı değil, insanın kendini kaybedecek kadar bağlandığı her şeyi anlatıyor. Aleksey ilginç bir karakterdi. Onu okurken bazen çok zeki olduğunu düşündüm, bazen de kendi hayatını kendi eliyle mahveden birine baktığımı hissettim. Sanki tam zeki olacakken olamamış biri gibiydi. İnsanları anlayabiliyor ama aynı zamanda sebepsiz yere olay çıkarıyor ve çektiği acılardan tuhaf bir şekilde haz alıyor. Bu yüzden ona ne tamamen hak verebildim ne de tamamen karşı çıkabildim. Kitaptaki en sevdiğim karakter ise Bay Astley oldu. Roman boyunca mantığını koruyabilen nadir insanlardan biriydi. Diğer karakterler hırslarına, tutkularına ve duygularına yenilirken onun daha sakin ve düşünerek hareket etmesi hoşuma gitti. Bana göre romandaki en olgun karakter oydu. Polina hakkında ise kesin bir yargıya varamadım. Dostoyevski karakteri biraz gizemli bırakmış gibi geldi. Ancak (Spoiler) kitabın sonunda aslında Aleksey'i sevdiğini öğrenince ona daha çok üzüldüm. Birbirlerini sevmelerine rağmen bunu açıkça ifade edememeleri ve gururlarının ilişkilerinin önüne geçmesi trajik bir durumdu. Özellikle sonlara doğru yaşadığı ruhsal çöküş beni etkiledi. Romanın en keyif aldığım bölümleri kumar sahneleriydi. Dostoyevski burada gerilimi çok iyi kurmuş. Kazanacak mı kaybedecek mi derken insan gerçekten heyecanlanıyor. Özellikle (Minik spoiler) büyükannenin üç kez üst üste sıfıra oynaması ve her seferinde kazanması unutamayacağım sahnelerden biri oldu. Buna rağmen kitapta beni en çok etkileyen olay (Spoiler) büyükannenin servetini kaybetmesiydi. O bölümü okurken gerçekten üzüldüm. General'in Matmazel Blanche uğruna düştüğü durum da insanın içini burkuyor. Kitapla ilgili tek eleştirim ise karakterlerin yaşadığı duyguların her zaman okuyucuya tam olarak geçmemesi oldu. Örneğin Stefan Zweig'in Satranç kitabında karakterin yaşadığı gerilimi ve çaresizliği çok daha yoğun hissetmiştim. Kumarbaz'da ise bazı duygular bana biraz daha uzaktan anlatılıyormuş gibi geldi. Yine de bütün bunlara rağmen Kumarbaz, insanın tutkularını kontrol edemediğinde nasıl yavaş yavaş kendini tükettiğini çok başarılı bir şekilde gösteren bir roman. Henüz 13 yaşındayım ve bu yüzden kitaptaki bazı anlamları gözden kaçırmış olabilirim. Eğer romanda benim fark edemediğim daha derin noktalar varsa bunun biraz da tecrübe eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. Belki yıllar sonra bu kitabı tekrar okuduğumda bugün fark etmediğim şeyleri göreceğim. Ama şu anki hâliyle bile beni insanın tutkuları üzerine uzun uzun düşündürmeyi başardı. Bu incelemeyi yazarken fark ettim ki kitabı bitirdikten sonra aklımda kalan şey kumar masaları değil, insanların kendilerini kaybettikleri şeyler oldu. Belki de Dostoyevski'nin asıl anlatmak istediği buydu.
Edebiyat
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,4bin okunma
·
29 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.