Bu kitap, alıştığımız tarih anlatılarının dışına çıkan, okuru sorgulamaya zorlayan ve zaman zaman da rahatsız eden bir çalışma oldu benim için. Erdoğan Aydın, Anadolu'nun ve Türklerin İslamlaşma sürecini resmi tarih söyleminin ötesine geçerek ele alıyor. Yazarın amacı kimsenin inancını sorgulamak ya da küçümsemek değil; tarihsel süreçte yaşananları farklı kaynaklar ışığında incelemek ve okuru düşünmeye davet etmek.
Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, birçok konuda bugüne kadar doğru bildiğim bazı bilgilerin farklı yönlerinin de olabileceğini görmek oldu. Elbette yazarın ortaya koyduğu her görüşe katılmak zorunda değilsiniz. Hatta bazı bölümlerde itiraz edeceğiniz, araştırma ihtiyacı hissedeceğiniz noktalar da olabilir. Ancak zaten kitabın en önemli yanı da bu; okuru pasif bir şekilde bilgi almaya değil, sorgulamaya ve araştırmaya yönlendirmesi.
Yazar, İslam'ın Türkler arasında yayılış sürecini siyasi, sosyal ve kültürel boyutlarıyla inceliyor. Fetihler, devlet politikaları, ekonomik nedenler ve toplumsal dönüşümler üzerinden ilerleyen anlatım, olaylara tek bir pencereden bakmıyor. Bu yüzden kitap zaman zaman akademik bir çalışma hissi verse de dili genel okuyucunun takip edebileceği kadar akıcı.
Okurken bazı bölümlerde şaşırdım, bazı bölümlerde ise tarihin ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha fark ettim. Özellikle tarih boyunca anlatılan olayların, dönemin siyasi koşullarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini görmek oldukça düşündürücüydü. Kitap, kesin hükümler vermekten çok farklı sorular ortaya atıyor ve cevapları bulma görevini de okuyucuya bırakıyor.
Şunu söyleyebilirim ki, eğer tarihe ilgi duyuyorsanız ve farklı görüşleri okumaktan çekinmiyorsanız bu kitap size çok şey katabilir. Ancak kendi düşüncelerinin dışında hiçbir fikre tahammül edemeyenler için zor bir okuma olabilir. Çünkü yazar birçok yerleşik kabule eleştirel yaklaşıyor ve bunu yaparken de tartışmalı konuların üzerine gitmekten çekinmiyor.
Benim için kitabın en değerli yanı, bazı görüşlerine katılsam da katılmasam da beni düşünmeye sevk etmesi oldu. Tarihi sadece ezberlenmiş bilgilerden ibaret görmeyen, farklı kaynakları ve yorumları merak eden okurların ilgisini çekebilecek bir eser. Herkesin aynı fikirde olması gerekmiyor ama farklı görüşleri dinleyebilmek ve üzerine düşünebilmek de okumanın en güzel taraflarından biri.
Kısacası, Nasıl Müslüman Olduk, okuru konfor alanından çıkaran, sorular sorduran ve uzun süre zihinde kalan kitaplardan biri. Gerçekten de farklı bakış açılarına tahammülünüz yoksa sizi rahatsız edebilir; ama tarih üzerine düşünmeyi sevenler için oldukça dikkat çekici bir okuma deneyimi sunuyor.