Aile bağları ve köklerini arama temaları üzerine kurulu bir roman. Yaseminin günümüzdeki yaşamı ile dedesi ve babaannesinin geçmişi arasında gidip gelen hikayesi. Hikayenin ana merkezinde ise Köy Enstitüleri ve bunun önemi yer alıyor. Enstitülerin Önemi ise dedeni Torununa yazdığı mektuplarla ortaya çıkıyor. Kurucuları Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç. Onların da emeklerine sık sık değiniliyor. Köy enstitüsü mezunu bir dedenin torununa bıraktığı emanet ve bir sürü hatıra…
Cumhuriyetin ilk yıllarının idealizmini taşıyan, eğitim ve emekle hayat kurmaya çalışan insanlar… dedenin eğitim anlayışı, insan yetiştirme çabası ve topluma faydalı olma isteği Köy enstitülerinin ruhunu çok güzel yansıtıyor. Dedenin torununa bıraktığı mirasım manevi değeri paha biçilemez.
Duygusal bağı çok kuvvetli olan bir roman, Köy enstitülerinin önemi muazzam anlatan bir roman, iyi insan olmanın erdemlerini ve ne olursa olsun iyi kalabilmenin gücünü anlatan bir roman, kadınların yaşadıkları tüm zorluklara rağmen ayakta güçlü kalabildiklerini anlatan harika bir roman.
Dedenin anlayan ve yol gösteren mesajlarını aşırı benimseyip kendinize yazılmış gibi hissetmenizi sağlıyor. Kitap bitmesin dede hep bişeyler anlatmaya devam etsin istedim. Bu yüzden roman bitince şükran ve Özlem duygusu ağır bastı. Okuması Aşırı keyifliydi.