Puan vermedi·136 syf.····Okunma: 17 Mayıs 2026 23:39 Pascual Duarte ve Ailesi ~ Camilo José Cela
İnsan gerçekten kötü olduğu için mi kötülük yapar, yoksa içine doğduğu hayat onu yavaş yavaş o noktaya mı taşır? diye düşündüm.
İspanyol edebiyatının dünya çapında en çok okunan ve en sarsıcı başyapıtlarından biri. Kitap, idamını bekleyen bir köylünün hücresinden yazdığı itiraflardan oluşuyor. Ancak Cela’nın asıl yaptığı şey, bir insanın hikâyesini anlatırken bir toplumun yarasını açığa çıkarması.
İspanya kırsalının katı ve çorak coğrafyası sadece bir mekân değil bu kitapta. Karakterin boynuna dolanan, nefesini kesen bir ilmek olarak çıkıyor karşımıza. Yazarın dili öylesine süssüz, keskin ve acımasız ki. Kitap boyunca şiddetin kendisine değil, o şiddetin büyüdüğü aile mahzenine çarpıyorsunuz.
Kötülük çatlamış topraklardan ve sevgisiz bir evin duvarlarından sızıyor.
Romanı okurken zihnimin William Faulkner’ın Döşeğimde Ölürken romanına gittiğini söylemeliyim. Her iki eser de taşranın o boğucu tecridini, yoksulluğun insanı nasıl nesneleştirdiğini ve ailenin bazen nasıl bir lanete dönüşebileceğini anlatıyor.
Faulkner’da çürüyen bir bedenin etrafında dolaşan sessiz trajedi neyse, Cela’da da çürüyen bir toplumun ortasında çırpınan Pascual’in hikâyesi benzer bir karanlıktan besleniyor. İkisinde de karakterlerin yazgısı kendi ellerinde değil. İçine doğdukları o ağır, affetmez iklimde saklı.
Hayatın en çirkin, en dehşet verici ve absürt yanlarını hiçbir estetik örtüye saklamadan, tüm çıplaklığıyla yüzümüze çarpan sarsıcı bir başyapıt.
Herkese keyifli okumalar dilerim, sevgiyle