·160 syf.····Okunma: 14 Haziran 2026 23:50 Aslında Victoria, oldukça sade görünen bir aşk hikâyesi anlatıyor; ancak yazar bu sadeliğin içinde güçlü duygular saklamayı başarıyor. Roman, gurur ve sınıf farkının gölgesinde kalan iki gencin mutsuz aşkını konu alıyor. Hikâyeyi etkileyici kılan şey ise söylenenlerden çok söylenmeyenler. Karakterlerin iç dünyalarında yaşadıkları duygular, açıkça ifade edilmek yerine satır aralarına bırakılmış.
Bana göre romanın en çarpıcı yanı Johannes’in karakteri. Fakir bir değirmencinin oğlu olarak büyüyen Johannes’in çocukluğundan beri içinde taşıdığı hayaller, olmak istediği kişi ve şatoda yaşayan Victoria’yı etkileyebilme arzusu hikâyeye derinlik katıyor. Victoria elbette önemli bir karakter; ancak Johannes’in umutları, hayal kırıklıkları ve kendi sınıfının sınırlarını aşma çabası romanın duygusal yükünü taşıyan asıl unsur gibi görünüyor.
Eser boyunca karakterlerin birbirlerine söyleyemedikleri şeyler zaman zaman okuru geriyor. Bir noktada “Artık söylesene!” demekten kendinizi alamıyorsunuz. Fakat romanın temel gücü de tam burada yatıyor. Hikâye, iletişimsizliğin, gururun ve kaçırılmış fırsatların üzerine kurulmuş. Bu yüzden suskunluklar, anlatının ayrılmaz bir parçası hâline geliyor.
Victoria, yazarın en ünlü eseri olan Açlık ile kıyaslandığında bazı okurlar için hayal kırıklığı yaratabilir. Çünkü Açlık çok daha yoğun, çarpıcı ve psikolojik derinliği yüksek bir romandır. Buna rağmen Victoria, kısa hacmi, akıcı dili ve evrensel konusu sayesinde okunmayı hak eden bir eser. Özellikle hüzünlü aşk hikâyelerini sevenler için etkileyici bir okuma deneyimi sunuyor.