·286 syf.····Okunma: 16 Haziran 2026 16:49 Günahın Üç Rengi aslında ilk bakışta "birkaç insanın hikâyesi" gibi görünse de, kitabın alt metninde çok daha farklı bir şey var: İnsanların yaptıkları şeylerden çok, neden yaptıklarını anlatıyor.
Kitaptaki "günah" kavramı da ilginç. Çünkü anlatılan şeyler çoğu zaman klasik anlamda günah değil; daha çok insanların yaraları, korkuları ve geçmişten taşıdıkları yükler.
Kitabı okurken fark ettiğim ilk şey şu olmuştu: Budayıcıoğlu, "günah" kavramını ahlaki bir yargı olarak değil, insanın kendi karanlığıyla kurduğu ilişki olarak ele alıyor. Karakterler hata yapıyorlar, yanlış seçimlerde bulunuyorlar, bazen hem kendilerine hem başkalarına zarar veriyorlar. Fakat yazarın bakışı şu soruda düğümleniyor:
"Bu insan neden böyle oldu?"
Aslında kitabın en sarsıcı yanı da burada. Çünkü insanın kötülüğünün çoğu zaman kötülükten değil, yaralanmışlığından doğduğunu gösteriyor. Çocuklukta ihmal edilmiş bir sevgi, yıllarca bastırılmış bir korku ya da görülmemiş bir acı; yıllar sonra bambaşka biçimlerde ortaya çıkabiliyor. İnsan bazen kaderini değil, çocukluğunu yaşıyor hissine kapılıyor.Toparlayacak olursak budayıcıoğlu hanımefendi diyor ki; bazı insanlar kötü değildir. Sadece yaraları, karakterlerinden daha yüksek sesle konuşuyordur.