Öncelikle Divan Edebiyatı ve Tanzimat dönemi yazarlarının eserlerinde tasvirler ve betimlemelere çok fazla yer verdiklerini görüyoruz. Bu kitapta da yerine göre yapılan benzetmeler hikayeye renk katarken, yersiz olanlar malesef hikayeden koparacak düzeyde. Yinede Edebiyatımıza büyük katkı sağlamış Namık Kemal’in ilk edebi romanımız olarak sayılan İntibah eseri dönemin havasını hissetmek ve İstanbulun tarihi dönemlerine tanıklık etmek açısından merakı olanlara ziyadesiyle tatmin edecektir. Neyse Uzatmıyayım.
İyi aile terbiyesi almış, yüksek tahsilli, görgülü ve ahlaklı bir genç olan Ali Bey, gençliğinin baharında "kara sevda" olarak tabir edebileceğimiz bir aşkla fahişe bir kadına tutulur. Mahpeyker isimli bu kadın, dönemin İstanbul’unda bu kötü ünüyle ve çevirdiği entrikalarla tanınan biridir.
Atalarımız "davul bile dengi dengine" der... Ali Bey’in saf ve içtenlikle duyduğu aşka karşılık, Mahpeyker’in yaradılışında bulunan para ve şehvet düşkünlüğü, gül gibi bir evladın adım adım mahvolmasına sebep olur. Oğlunu bu beladan kurtarmak isteyen annesi, Dilâşûb adında iyi ahlaklı ve temiz bir cariyeyi eve getirerek oğlunu onunla baş göz etmek ister.
Ancak Mahpeyker tarafından çevrilen entrikalar ve atılan iftiralar, Dilâşûb’un sevdiğine kavuşamadan, bu karşılıksız sevginin mutluluğa eremeden acı bir şekilde son bulmasına yol açar.
İntibah, köklerinden kopan ama modern dünyaya da ayak uyduramayıp yönünü kaybeden bir neslin ve toplumun trajik faturasıdır.