Bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatırsınız ama etkisi uzun süre sizinle kalır. Dokunmadan benim için tam olarak böyle bir kitaptı.
Kitabı okurken en çok vicdan duygusu etkiledi beni. Adalet’in yıllar önce yaptığı bir hatanın peşine düşmesi, geçmişle hesaplaşması ve taşıdığı yükler bana çok tanıdık geldi. Çünkü bazen çocukken yaptığımız bir şeyi, bilinçli yapmadığımızı bilsek bile yıllarca içimizde taşımaya devam ediyoruz. Eğer düzeltme şansımız olsaydı, çoğumuz hiç düşünmeden o yola çıkardık.
Sadi’nin Adalet’e bıraktığı mektup ise kitabın en vurucu yerlerinden biriydi. O satırları okurken sadece bir aşk hikâyesi okumadım; insanın kendine yüklediği suçluluğu, acıya tutunmasını ve bazen fark etmeden kendini kurban rolüne yerleştirmesini gördüm. En çok da bu yüzden kendimden parçalar buldum bu kitapta.
Sonunu hiç beklediğim gibi bulmadım. İçimde her şeyin güzel bir şekilde sonuçlanmasını isteyen bir okur vardı ama hayat her zaman mutlu sonlar yazmıyor. Kitap bittiğinde üzüldüm, şaşırdım ve bir süre ne hissedeceğimi bilemedim. Belki de en sevdiğim tarafı buydu; bana bir hikâye anlatıp gitmedi, beni kendi vicdanımla ve geçmişimle baş başa bıraktı.
Nermin Yıldırım’dan okuduğum ilk kitaptı ama son olmayacağı kesin. Çünkü Dokunmadan, sadece okuduğum değil, hissettiğim kitaplardan biri oldu. Nermin Yıldırım