giyotinin gölgesinde ışık
Puan vermedi·464 syf.··
2026 40. kitabı
Paris ile Londra arasında gerilmiş eski bir ipin üstünde yürür hikâye; bir yanda devrimin kanlı nefesi, öte yanda geçmişin sisli borçları. Doktor Manette yıllar sonra karanlıktan çıkar, Lucie ışık gibi ona dokunur, Charles Darnay soyunun lanetli gölgesinden kaçmaya çalışır, Sydney Carton ise kendini harcanmış sanan bir ruhken ansızın kaderin en parlak yerine düşer. Asıl mesele iki şehir değil, iki insan hâlidir: birinin içinde intikam kaynar, diğerinde fedakârlık sessizce demlenir. Kalabalıklar burada yalnızca insan topluluğu değildir; açlığın dişleri, tarihin kırılmış çenesi, bastırılmış çığlıkların beden bulmuş şeklidir. Devrim, haklılığın sarhoş olup cellat gömleği giymesidir sanki. Ezilenler ayağa kalkınca adalet değil de bazen eski zalimin aynaya ters düşmüş kopyası belirir, korkunç olan da bu. Sydney Carton’un çizgisi, anlatının en tuhaf büyüsüdür. İlk bakışta kül tablasında unutulmuş bir hayat gibi durur; dağınık, isteksiz, kendine bile uzak. Fakat bazı insanlar yenilgiyle çürürken bazıları yenilgiden gizli bir merdiven yapar. Onun fedakârlığı aşkın romantik süsü değil, kendini ilk kez ciddiye alan bir ruhun son imzasıdır. Ölüm burada kapanış değil, karakterin nihayet kendi adını bulduğu yer olur. Beni en çok çarpan taraf, şiddetin yalnız meydanlarda değil hafızada da çalışması. Bastille duvarları yıkılır ama insanların içindeki zindanlar kolay kolay sökülmez. Madame Defarge’ın örgüsü mesela, sadece iplik değil; her ilmek bir mezar taşı, her düğüm bekletilmiş bir hınç. Bu yüzden anlatı geçmişin asla geçmişte kalmadığını fısıldar, hatta bazen bağırır. İnsanlık dediğimiz şey ince bir cam: adalet isteğiyle tutulur, öfkeyle sıkılırsa avuç içinde kanar.
Edebiyat
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,5bin okunma
·
25 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.