Władysław Szpilman’ın İkinci Dünya Savaşı sırasında Varşova gettosunda yaşadığı gerçeküstü vahşeti ve hayatta kalma mücadelesini anlattığı Piyanist (Śmierć miasta), edebiyat tarihinde insan haysiyetinin ve sanatın, mutlak kötülük karşısındaki o en çıplak, en kırılgan direniş belgesidir. İlk kez 1946 yılında Polonya’da yayımlanan ancak dönemin siyasi konjonktürü gereği sansüre uğrayıp unutturulan bu anı metni, bir müzisyenin trajedisini ajitasyondan tamamen arındırılmış, adeta cerrahi bir soğukkanlılıkla ve ansiklopedik bir dürüstlükle kayda geçirir. Szpilman, bir halkın adım adım yok edilişini izlerken, kendi hayatta kalışını bir kahramanlık destanı olarak değil; rastlantıların, saklanılan dumanlı harabelerin ve mühürlenmiş bir zaman diliminde beliren tekinsiz yardımların bir sonucu olarak sunar.
Eserin en sarsıcı damarı, Szpilman’ın Varşova’nın külleri arasında açlık ve hastalıkla pençeleşirken, Alman subayı Wilm Hosenfeld ile karşılaştığı o tekinsiz kırılma anıdır. Sanatın, iki düşman kutup arasındaki tüm ideolojik barikatları yıkarak saf bir insani zeminde buluşma sağladığı bu an, poetik bir mucize gibidir. Roman Polanski’nin 2002 yapımı sinema şaheserine de kaynaklık eden bu metin, sinemadaki o görkemli ve lirik anlatının aksine, edebiyatta çok daha çiğ, kemikli ve insan doğasının hem en aşağılık hem de en yüce taraflarını mühürleyen vakur bir belgedir.
youtu.be/n9oQEa-d5rU?si=...