Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 18 Haziran 2026 20:36 Han Kang’dan okuduğum üçüncü kitap oldu. Daha önce Vejetaryen ve Çocuk Geliyor’u okumuştum. Her kitapta farklı bir konuya odaklansa da Han Kang’ın yazımında beni etkileyen ortak bir taraf var, en ağır duyguları bile sakin ve sade bir dille anlatabilmesi. Beyaz Kitap’ta da bunu hissettim.
Han Kang bu kitapta klasik anlamda bir roman yazmıyor. Denemelerden oluşan bir yapıyla ilerleyip beyaz renkten yola çıkarak bizi duygular üzerine düşündürüyor. Bu yüzden kitap boyunca bir hikayenin peşinden gitmedim. Daha çok bazı duyguların etrafında dolaştım.
Kitap boyunca beyaz nesneler ile karşılaşıyoruz. Bir kar tanesi ya da bir beyaz manolya bazen uzun uzun düşündürdü. Belki de normalde üzerinde durmadan geçeceğimiz şeyler, burada başka anlamlar kazandı. Her kısa metin farklı bir duygunun kapısını araladı. Her biri kısa metinler aracılığıyla farklı duyguların kapısını aralıyor. İlk başlarda parçalı bir yapı gibi görünen kitap ilerledikçe parçaların bir araya gelerek görünmeyen bütün olduğunu hissettirdi.
Han Kang’ın kitaplarının ortak bir yanı var, kitap bittiğinde sizi hemen bırakmıyor…