Damla

Damla
@damlaturkokuloglu_

Damla

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.·
21 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 08:49
·
2026 27. kitabı
Kurt Vonnegut
8.5/10 · 75 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“Ve kadın sık sık unutuyordu, Kendi bedeninin kumların evi olduğunu. Hep ufalanarak geldiğini ve ufalanmaya devam ettiğini. Sürekli parmaklarının arasından dökülmekte olduğunu.”
Puan vermedi·152 syf.··
2026 26. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 20:36
Han Kang’dan okuduğum üçüncü kitap oldu. Daha önce Vejetaryen ve Çocuk Geliyor’u okumuştum. Her kitapta farklı bir konuya odaklansa da Han Kang’ın yazımında beni etkileyen ortak bir taraf var, en ağır duyguları bile sakin ve sade bir dille anlatabilmesi. Beyaz Kitap’ta da bunu hissettim. Han Kang bu kitapta klasik anlamda bir roman yazmıyor. Denemelerden oluşan bir yapıyla ilerleyip beyaz renkten yola çıkarak bizi duygular üzerine düşündürüyor. Bu yüzden kitap boyunca bir hikayenin peşinden gitmedim. Daha çok bazı duyguların etrafında dolaştım. Kitap boyunca beyaz nesneler ile karşılaşıyoruz. Bir kar tanesi ya da bir beyaz manolya bazen uzun uzun düşündürdü. Belki de normalde üzerinde durmadan geçeceğimiz şeyler, burada başka anlamlar kazandı. Her kısa metin farklı bir duygunun kapısını araladı. Her biri kısa metinler aracılığıyla farklı duyguların kapısını aralıyor. İlk başlarda parçalı bir yapı gibi görünen kitap ilerledikçe parçaların bir araya gelerek görünmeyen bütün olduğunu hissettirdi. Han Kang’ın kitaplarının ortak bir yanı var, kitap bittiğinde sizi hemen bırakmıyor…
Beyaz KitapHan Kang · April Yayıncılık · 20242,061 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 16:25
Junji Ito'nun çizdiği şeyler çoğu zaman korkutucu olmaktan çok rahatsız edici geliyor bana ve bunu hissettirmeyi başarmasını olağanüstü buluyorum. Ölülerin Aşk Hastalığı da tam olarak böyleydi. Hikayenin merkezinde bir hayalet ya da canavar yok. İnsanların takıntıları, söylentilere inanması, aşkı saplantıya dönüştürmeleri ve suçluluk duygusunun esiri olmaları var. Ryusuke, geçmişte yaptığı bir hatanın yükünü taşırken bir yandan da siyah giysili güzel çocuğun peşine düşüyor. Ancak okurken aklımda sürekli şu soru vardı, Ryusuke gerçekten güzel çocuğu bulmak mı istiyordu, yoksa yıllardır peşini bırakmayan suçluluk duygusundan kurtulmaya mı çalışıyordu? Ana hikayenin yanında yer alan kısa öyküler de en az onun kadar etkileyiciydi. Malikane'de acının tamamen ortadan kalkmasının insanı nasıl değiştirebileceği sorgulanırken, Kaburga Kadını'nda kadınların bedenlerini güzellik standartlarına uydurmak için ne kadar ileri gidebildikleri anlatılıyor. Özellikle Kaburga Kadını, güzellik algısının ve toplumun dayattığı beklentilerin ne kadar ürkütücü sonuçlara ulaşabileceğini gösteren rahatsız edici bir öyküydü. Manga bittiğinde aklımda kalan şey çizimler ile, insanların kendi arzularının, korkularının ve takıntılarının esiri oluşuydu. Belki de Junji Ito'nun asıl korkusu tam olarak burada yatıyor.
Ölülerin Aşk HastalığıJunji İto · Gerekli Şeyler Yayıncılık · 202569 okunma